1960 Avrupa Uluslar Kupası Finali: SSCB-Yugoslavya

10 Temmuz 1960, Paris, Parc de Princes Stadı. Hafif yağan yağmur, çamurlu bir zemin ve kalbi hızla çarpan 22 çok iyi oyuncu. O gün sahada, birbirine hem yakın hem de uzak olan 2 sosyalist ülke buluşmuştu. Bir yanda Sovyetler Birliği, diğer yanda Yugoslavya.

Khrushchev ve Tito yan yana

20. yüzyılın ikinci yarısında sosyalist bloğun spora katkısı öyle üst düzeydeydi ki, birçok spor dalında madalyaları bu ülkelerin sporcuları kazanıyordu. Su topundan jimnastiğe, basketboldan futbola sporun her alanında başa oynayan sporculara sahiptiler. Sosyalist ahlakın getirdiği disiplin, sporcuların özel yetenekleriyle birleştiğinde tarihe unutulmaz isimleri kazandırmış oldu. 1960’da Avrupa çapında düzenlenen ilk uluslararası turnuva da 2 sosyalist ülkenin eşleşmesine sahne olmuştu.

1956 Melbourne Olimpiyatları futbol finalinde yine 2 ülke karşılaşmış, gülen taraf 1-0’lık sonuçla Sovyetler olmuştu. Sovyetlerin kaptanı, o günkü finalde de yer alan, Spartak Moskovalı efsanevi orta saha oyuncusu Igor Netto’ydu.  Yugoslavların kaptanı ise Kızıl Yıldız tarihinin en golcü ismi Bora Kostic idi. Sovyet taraftarlar, rakip takımı destekleyen yoldaşlarına nazaran daha sakin görünüyordu çünkü kalelerinde “siyah örümcek” Lev Yashin yer alıyordu. Yashin, tüm rakiplerin saygı duyduğu, efsanevi bir kaleciydi.

Sovyetler hücumda Gürcü asıllı oyuncularına güveniyordu: Slava Metreveli ve Mikheil Meskhi. 2 kanat oyuncusu da çok yetenekliydi ancak Parc de Princes’in çamurlu zemininde yeteneklerini göstermeleri çok daha zor olacaktı. Ve tabi ki büyük gol silahı, Valentin Ivanov, rakibe korku veriyor olmalıydı. Sovyet milli takım tarihinin Blokhin ve Protasov’dan sonraki en golcü ismi olan Ivanov, 2 maçlık turnuvanın da gol krallarından birisiydi.

Yugoslav tarafında ise, 56′ Olimpiyatlarında Sovyetlere kaybeden ekipten Kızıl Yıldızlı Dragoslav Sekularac öne çıkıyordu. Onunla birlikte, milli takım tarihinin en golcü ikinci ismi olan Milan Galic, hücumdaki en etkili isim durumundaydı.

Sahaya çıkan kadrolar şu şekildeydi:

SSCB:

Yashin, Chokheli, Maslyonkin, Krutikov, Voinov, Netto, Metreveli, Ivanov, Ponedelnik, Bubukin, Meskhi.

Yugoslavya:

Vidinic, Durkovic, Jusufi, Zanetic, Miladinovic, Perusic, Sekularac, Jerkovic, Galic, Matus ve Kostic.

Hakemin başlama vuruşunu yaptırmasıyla birlikte Yugoslavlar hücum oynayacaklarını gösterdi. Topun ve dolayısıyla oyunun kontrolünü elinde tutmak istiyordu. Aynı zamanda, Sovyet ataklarına karşı savunmada disiplini elden bırakmıyorlardı. Yugoslav savunmacılar rakiplerine sıkı markaj uygularken, bazı durumlarda oldukça sert müdahaleler yapmaktan kaçınmıyorlardı. Hücum tarafında ise, sık sık pozisyon değiştirerek rakibin kafasını karıştırmayı ve savunma düzenini bozmayı planlıyorlardı.

Sovyetler ise oyunun her iki kanat üzerinden geliştiriyordu. Metreveli ve Meskhi’nin üzerinde büyük bir yük vardı. Eğer saha zemini daha elverişli olsaydı, Sovyet hücumları çok daha etkili olabilirdi. Ancak zemin dolayısıyla her iki ekip de sık sık top kayıpları yapıyordu.

İlk yarıda Sovyet kalesi daha çok tehdit altında olan taraftı. Yashin birkaç pozisyonda takımını gol yemekten kurtardı. Kalesinde güven veren efsane, zaman geçtikçe Yugoslav oyuncuların gerginliğinin artmasına sebep oluyordu. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, Yashin’i bir türlü geçemiyorlardı.

Yashin Yugoslav atağında gole engel oluyor.

İlk yarı golsüz bitecek derken, Yugoslavlar nihayet aradıkları golü devrenin sonunda bulmuştu. 43. dakikada Drazan Jerkovic’den aldığı pası gole çeviren turnuvanın en golcü ismi Milan Galic, takımını 1-0 öne geçiriyordu. Golden sonra geriye kalan zamanda ataklarına devam etmiş olsalar da, ilk yarı 1-0 sona eriyordu.

İkinci yarı maçtaki tempo da artmış görünüyordu. Bu kez sahne Sovyetlerindi ve ikinci yarıya çok hızlı başlamışlardı. 49. dakikada Valentin Bubukin yaklaşık 25 metreden çok sert vurmuş, kaleci Vidinic’ten seken topa Metreveli yetişmiş ve takımının ilk golünü atmıştı. Kısa bir süre sonra bu kez gole yaklaşan Meskhi olmuştu ancak Yugoslav savunma Perusic tehlikeyi uzaklaştırmıştı.

Sovyetler beraberliği yakalıyor.

75. dakikada kullanılan köşe vuruşunda Anatoly Krutikov şut fırsatını yakalamıştı. Savunmaya da çarpan top kaleye yönelmişti fakat Yugoslavya kalecisi iyi bir refleksle gole engel olmuştu.

Son dakikada Sovyetlerin büyük yıldızı Valentin Ivanov önemli bir fırsattan yararlanamamıştı. Kalenin hemen dibinden topu auta atınca, şampiyonun belirlenmesi uzatma dakikalarına kalmıştı.

İkinci yarıdaki oyun, Sovyetlerin kendine olan güvenini artırmıştı. Yugoslavların umudu kontra ataklardaydı. Adeta ağır ağır ilerleyen ve önündeki her şeyi ezerek geçen bir tank gibi, Sovyetler uzatma dakikalarında da üstün olan taraftı. Nihayet 113. dakikada golü de bulmuşlardı. Sağ kanatta çalımlarla ilerleyen Metreveli topu diğer kanada, Meskhi’nin koşu yoluna atmıştı. Topu alan Meskhi, penaltı noktasındaki Ponedelnik’i beslemiş, o da güzel bir kafa vuruşuyla takımını öne geçirmişti.

Bitiş düdüğünün çalmasıyla sahada 2 farklı duygu hakimdi. Sovyetler zaferin gururunu ve mutluluğunu yaşarken, Yugoslavlarda hayal kırıklığı vardı.

(Kaynak: http://russianfootballnews.com)

Maçtan sonra Eiffel Kulesi’nde ödül töreni düzenlenmişti. Yugoslavlar maçı kaybetmiş olsa da, Sovyet meslektaşlarıyla birlikte gecenin tadını çıkarıyordu. Futbolun birleştiriciliğinin güzel örneklerinden birisi yaşanmıştı.

Sovyetler Paris’te attıkları zafer turundan sonra Moskova’da havaalanından Luzhniki Stadyumu’na kadar 100 bin kişiyle birlikte zaferi kutlamışlardı. Bir sonraki turnuvada yeniden finale yükselmeyi başarmış olsalar da, bu kez evsahibi İspanya’ya kaybetmiş ve ikincilikle yetinmek zorunda kalmışlardı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir