1981 Kıtalararası Kupa Finali: Flamengo-Liverpool

Avrupa’nın en büyüğü, Güney Amerika’nın en iyisine karşı. Real Madrid’i yenerek son 5 senedeki 3. Avrupa şampiyonluğunu kazanan İngiliz ekibi, karşısında bu kadar iyi bir takım bulacağını beklemiyordu. Haydi birlikte bu müthiş maçı hatırlayalım.

Liverpool 70’lerin ikinci yarısıyla 80’lerin ilk yarısı arasında Avrupa futbolunda müthiş bir hakimiyet kurmuştu. Bill Shankly’nin açtığı kapıdan büyük bir hızla ilerlemeye devam eden ekip, İskoç dehanın halefi Bob Paisley önderliğinde tam bir kupa canavarına dönüşmüştü. Neal, Kennedy, McDermott, Souness ve tabi ki Dalglish gibi yıldızlarıyla rakiplerini ezip geçiyordu. Ancak Flamengo’ya karşı önemli bir hata yapacaklardı. O da rakibin gücünü küçümsemek.

Maçtan henüz 20 gün önce Şili ekibi Cobreloa’yı yenip Güney Amerika’nın en büyüğü olma ünvanını yakalayan Flamengo, bu itibarını sürdürmek istiyordu. İngilizler onların sadece Maracana’da iyi oynadıklarını düşünüyordu. Bu düşünce, Flamengoluları daha da ateşlemiş olmalı. Bununla birlikte, maçı kazanmayı istemelerinin bir diğer ateşleyici sebebi, finalden birkaç hafta önce bu takımı yaratan, ona artistik kimliğini veren teknik adam Claudio Coutinho’nun hayatını kaybetmiş olmasıydı.

Flamengo maçın oynandığı Japonya’ya Liverpool’dan bir gün sonra gelmişti. Daha uzun bir uçak yolculuğu yapması da cabası. Ancak öğle vakti sahaya çıktıklarında yorgunluğun en ufak izini daha göstermeyeceklerdi.

2 takım sahaya şu kadrolarla çıkmıştı:

Maçın Önemli Anları

Maçın ilk pozisyonu Liverpool’dan gelmişti. Lee’nin pasında şut şansını yakalayan Souness, zamanlama hatası yapınca topu auta atmıştı. 2 dakika sonra Flamengo ilk pozisyonunu bulmuştu. Tita topu Adilio ile buluşturmuş, ancak orta saha oyuncusunun şutu Grobbelaar’da kalmıştı.

13. dakikada Flamengo maçın ilk golünü atıyordu. Orta sahada topu alan Zico, sanki ölçüp biçmiş gibi topu öyle bir yere atmıştı ki, Liverpool stoperi Phil Thompson’ın başının hemen üzerinden geçmiş ve arkaya sarkan Nunes kaleciyle karşı karşıya kalmıştı. Kalesini terk eden Grobbelaar’ın yanından topu yollayan Nunes, takımının ilk golünü atmıştı.

Nunes

21. dakikada samba yeniden sahnedeydi. Bu kez Tita-Zico ve Adilio arasında gelişen atakta Liverpool savunması bir kez daha yenilmek üzereydi ki şans imdatlarına yetişmişti.

Zico

Sahanın zemini oldukça bozuktu ancak Liverpool yine de sakin bir şekilde oyunu geriden kurmaya devam ediyordu. Sahanın zemini, Johnston ve Dalglish’in istediği pozisyonları bulmasını zorlaştırıyordu. Buna rağmen, 24. dakikada en önemli pozisyonlarını bulmuşlardı. Sağdan McDermott’un içeriye doldurduğu topu karambolde kontrol eden Johnston, çevik bir hareketle önünü açmış ve şutunu atmıştı. Ancak top kalenin hemen yanından auta çıkmıştı.

32. dakikada Flamengo maçın ilk köşe vuruşunu kazanmıştı. Brezilyalılar penaltı noktası etrafında toplanırken, korneri kullanan Tita topu dışarıda bekleyen Junior’a yollamıştı. Brezilyalı topun gelişine vurmak istemiş fakat top üstten dışarıya çıkmıştı.

Adilio

34. dakikada Tita’nın McDermott tarafından durdurulması sonucu kaleyi karşıdan gören bir noktadan serbest vuruş kazanmıştı Flamengo. Topun başına geçen ismi tahmin etmek zor olmasa gerek. Zico’nun kullandığı serbest vuruş Grobbelaar’dan sekmiş, topa önce Lico hamle yapmış, akabinde topu önünde bulan Adilio takımının ikinci golünü atmıştı.

Grobbelaar’ın hatasında Adilio 2. golü atıyor

Golden 3 dakika sonra Liverpool’un hareketli isimlerinden McDermott sağ kanattan boş kalmış, içeriye orta yapmak yerine topu direkt kaleye yollamıştı. Kalesine gelen nadir şutlardan birinde Raul dikkatli davranmış ve topu dışarıya çelmişti.

41. dakikada Liverpool için maç bitiyordu. Sahnede yeniden Zico ve Nunes ikilisi vardı. Topla buluşan Zico, savunmasını ileride kuran Liverpool’u tek pasla nakavt etmişti. Ayağının ucuyla dokunduğu topu sağdan savunmanın arkasına sarkan Nunes’e yollamıştı. Hızla ceza sahasına giren Nunes de yerden yolladığı füzeyle takımının üçüncü golünü atmıştı. İlk yarı bu sonuçla sona ermişti.

Liverpoollu oyunculardan anlamlı bir poz

İngilizler tarihlerinde birçok önemli geri dönüş yaşamış olsalar bile, bu maçın çevrilmesi neredeyse imkansızdı. Yine de ellerinden geleni yapmaya çalışmışlardı. 51. dakikada sol açıkta topla buluşan Johnston kaleye doğru hızla ilerlemiş ve yerden şutunu çıkarmıştı. Raul bir kez daha başarılıydı.

55. dakikada Junior topu rakip yarı sahada sürerken önü boş olan Andrade’yi görmüş, o da önüne düşen topa kaleye epey uzaktan vurarak Grobbelaar’ı avlamak istemişti. Amacına neredeyse ulaşıyordu ki kaleci son anda topun ağlara gitmesine engel olmuştu.

61. dakikada Liverpool önemli bir fırsatı değerlendirememişti. Yakın mesafede gol şansını bulan Kennedy karşısında Raul’u bulmuştu. Vücuduyla gole engel olduktan sonra savunma topu uzaklaştırmıştı.

70. dakikada Flamengo yeniden hücumda görünmüştü. Bu kez şut, soldan kaleyi gören Nunes’den gelmişti. Ceza sahasının köşesinden topu direk dibine yollamak istemişti ama Grobbelaar gole engel olmuştu.

73. dakikada Liverpool’un ayakta kalan nadir isimlerinden Johnston, bu kez sağ kanatta topla buluşmuştu. Attığı şut Mozer’in müdahalesiyle kornere çıkmıştı.

82. dakikada Liverpool baskısı bir pozisyon daha getirmişti. Flamengo ceza sahası etrafında pozisyon ararken fırsat Souness’a gelmişti. Ancak İskoç oyuncunun şutu oldukça üstten dışarıya çıkmıştı.

Son dakikada Junior’un kullandığı serbest vuruş maçın son önemli pozisyonu olmuştu. Falsolu şutu Grobbelaar’da kalmış, maç da 3-0 Flamengo lehine sonuçlanmıştı.

Zico kupayı kazanmanın gururuyla…

Maç Sonu

Maçın sonunda, kupanın sponsoru Toyota tarafından maçın en iyi oyuncularına, Zico ve Nunes’e arabaları hediye edilmişti. Üç golün de içinde yer alan Zico muazzamdı. Üstelik bu kadar iyi oynarken kendisini hiç zorlamamıştı bile. Doğru zamanda doğru yerdeydi. Yaptığı sadece ufak dokunuşlardan ibaretti.

Liverpool 90 dakikanın sonunda topa daha çok sahip olan ekipti ancak topu daha etkili kullanan taraf Flamengo olmuştu. Flamengo’da akıcı pas trafiğinden Adilio sorumluydu. Brezilyalıların top kontrolündeki başarısı, onlara daha fazla düşünme ve rahat hareket etme imkanı sağlıyordu.

Liverpool, Flamengo’ya nazaran hücumda da daha cansızdı. Flamengo’da Nunes ve Tita boş alanlara kaçıyor, Zico da her an tehlike yaratma şansını taşıyordu. İngilizler ise ağır ve sıkıcıydı. Dalglish maç boyunca ortada görünmezken, takımın en canlı oyuncusu, Liverpool’da ilk tam maçına çıkan Craig Johnston olmuştu. Ancak o da takım arkadaşlarından yeterli destek görmeyince sonuca ulaşamamıştı.

Sahanın zemini bozuk olmasına rağmen iki takım da topun değerini bilerek oynadı, uzun paslarla top kayıplarından kaçındı. Liverpool klasik bir sabır oyununu sahaya yansıtırken, Flamengo Zico’nun da etkisiyle topu daha hızlı bir şekilde etkili bölgelere taşıyabildi.

Unutmadan ekleyeyim; Flamengolu Adilio için unutulmaz bir hafta olmuştu. Finalden bir hafta önce Rio Eyalet şampiyonluğunu ezeli rakibi Vasco da Gama’yı yenerek kazanmışlar, ertesi gün de dünya evine girmişti. Eşi, diğer oyuncuların eşleriyle birlikte zaferi izleyenler arasındaydı.

Flamengolu taraftarlar mutlu

Maçın sonunda yapılan açıklamalar şu şekildeydi:

Bob Paisley (Liverpool teknik direktörü): Ne kadar hayal kırıklığına uğradığımı anlatamam. Bilhassa ilk yarıdaki gibi hem fiziksel hem de mental açıdan ruhsuz oynadığımızı hatırlamıyorum. Maçı henüz ilk yarıda kaybettik. 2 basit golden sonra üçüncüsü…Üçüncü gol bariz ofsayttı. Fakat bu bir bahane değil. Flamengo kazanmayı hak etti.”

“İlk yarıya dair hiçbir açıklamam yok. Yaratıcılıktan ve agresiflikten uzaktık. Brezilyalıların nasıl oynadığını biliyorduk ama bunun bize hiçbir faydası olmadı. Ayrıca sahanın zemini de onlara avantaj sağladı. Daha yumuşak bir zemini tercih ederdim. Her ne olursa olsun, oynadığımız oyunla onların ekmeğine yağ sürmüş olduk.”

“2. yarıda daha agresif bir oyun sergilemeliydik. Bu yüzden bir diğer hücum oyuncusu David Johnson’u oyuna dahil ettim. Craig Johnston belki de en iyi oyuncumuzdu. Zor şartlarda iyi iş çıkardı. Gerçekten çok çalıştı. Keşke diğerleri de onun kadar çabalasaydı! Çok ağırdık. Normal koşullarda okuyabileceğimiz pozisyonlarda hiçbir aksiyon gösteremedik.”

Paulo Cesar Carpeggiani (Flamengo teknik direktörü): Çok mutluyum. Daha iyi bir başlangıç hayal edemezdim. Bir kez öne geçtikten sonra, her ne kadar Liverpool tehlikeli olmaya devam etse de, maçta zor duruma düşeceğimize inanmadım. Liverpool’un gücünün orta saha kuvvetine dayandığını biliyordum, bu yüzden orta sahaya ekstra bir oyuncuyu, Lico’yu koydum. Bu sayede kontra atak gücümüzü artırmış oldum.”

Zico (Flamengo kaptanı): “Ödülü ve arabayı kazandım ancak bu galibiyet bireysel bir başarıdan ibaret değildi. Takımımızdaki her oyuncunun buna katkısı oldu. Liverpool’un iyi bir savunması olduğunu biliyorduk. Amacımız savunma yapısını bozmaktı. Bunu başardığımızı düşünüyorum. Ayrıca, maçın sonuna dek oyunu kontrol ettik.”

“Liverpool’un en iyi isimlerinin savunmacı Thompson ve kaleci Grobbelaar olduğunu düşünüyorum. Şaka yapmıyorum. Attığımız ikinci golde hatası olduğunu biliyorum ama ikinci yarıda çok iyi kurtarışlar yaptı, özellikle Andrade’nin şutunda.”

Kaynak: World Soccer 1982 Ocak sayısı

Renkli fotoğraflar, https://twitter.com/tphoto2005 adresinden alınmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir