Makedon Gol Makinesi: Darko Pancev

7 Eylül 1965’de Üsküp’te doğan Darko Pancev, 80’lerin sonuyla 90’ların başında “hiçbir zaman var olmamış en iyi takımın” bir parçası olacaktı. Sosyalizmin simgelerinden eski Yugoslavya’da harikalar yaratan Pancev, ne yazık ki batıya açıldığında aynı başarıları yakalayamamıştı. Bu müthiş forvetin kariyerini hep birlikte hatırlayalım.

Vardar nehrinin ikiye böldüğü, Balkanların en güzel şehirlerinden olan Üsküp’te hayatına adım atan Pancev, futbol kariyerine de şehrin en önemli kulübü FK Vardar’da başladı. 17 yaşındayken 1982/83 sezonunun sonunda formasına kavuşan golcü oyuncu, oynadığı ilk 4 maçta 3 gol bularak nasıl bir forvet olacağının sinyallerini veriyordu. Asıl patlamasını sonraki sezon yapan golcü, 19 golle Yugoslavya ligini gol kralı olarak tamamlıyordu.

Ülkesinde gösterdiği başarılı performans, milli takım antrenörü Todor Veselinovic’in de dikkatinden kaçmamıştı. Mart 1984’te, henüz 18 yaşındayken Macaristan’a karşı ilk defa milli formayı giyiyordu. Ancak henüz uluslararası bir turnuva için erken olduğunu düşünüyordu tecrübeli hoca ve yaz aylarında Fransa’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası için kadroya alınmamıştı genç forvet.

4 sezon daha Vardar’da oynamaya devam eden Pancev, 70’tan fazla gol bulmayı başarmıştı. Sene 1988 olduğunda artık bir değişiklik zamanı gelmişti. Yugoslavya liginin en büyük takımlarından ikisi, Kızıl Yıldız ve Partizan golcü futbolcu için rekabet içine girmişti. Bu rekabetten galip ayrılan, kırmızı-beyazlı ekip olmuştu.

Karadağlı müthiş hücum oyuncusu Dejan Savicevic ile birlikte aynı yaz Kızıl Yıldız’a gelen Pancev, ilk sezonunda zorunlu askerlik hizmeti sebebiyle yeni takım arkadaşıyla birlikte ordu saflarına katılmak zorunda kalmıştı. Ordunun kulübü olarak bilinen Partizan Pancev transferinde istediğini elde edememişti ama Kızıl Yıldız da 1 sezon boyunca yıldız golcüyü kullanamayacaktı. Avrupa Kupası ve takım maçlarında oynamasına izin verilen Dejan Savicevic’in aksine, Pancev tüm 1988/89 sezonunu futboldan uzakta geçirmek zorunda kalmıştı.

Tekrar sahalara döndüğü 1989 yılında Pancev futbolseverlere kendisini kısa sürede hatırlatıyordu. Kızıl Yıldız’da oynadığı ilk sezonda 25 golle gol krallığını kazanmıştı. Bu arada Yugoslavya milli takımı için de oynamaya devam eden forvet, Kasım 89’da Kıbrıs Rum Kesimi’ne karşı attığı golle ülkesinin Dünya Kupası biletini almasını sağlıyordu.

1990’da Dünya Kupası’na katılan Yugoslavya milli takımı, 87′ Dünya Gençler şampiyonu olan takımın genç yıldızlarını barındırıyordu. Dragan Stojkovic, Safet Susic, Dejan Savicevic ve Robert Prosinecki gibi harika oyuncuların olduğu takım, Pancev’in de gollerinin katkısıyla çeyrek finale kadar gelmeyi başarmıştı ancak Maradonalı Arjantin’e penaltı vuruşları sonucunda elenmişti.

1990/91 sezonu, Pancev ve kulübü Kızıl Yıldız’ın tarihindeki en parlak dönem olacaktı. Bir kez daha ligde şampiyon olan takım, aynı zamanda tarihinde ilk kez Avrupa şampiyonluğunu yaşıyordu. Yarı finalde Bayern Münih’i eleyen Yugoslavlar, finalde Papin’in sırtladığı Marsilya’yı penaltı vuruşları sonucunda yenerek kupaya uzanıyordu. Maçtaki son penaltıyı, “Kobra” lakaplı golcü oyuncu atmıştı.

O sezonu Avrupa’nın büyük ligleri içinde en golcü oyuncusu olarak tamamlayan Pancev, Kıbrıs Rum Kesimi’nin itirazı sebebiyle altın ayakkabı ödülünü alamamıştı. Rum Kesimi’ndeki oyuncularının daha çok gol attığı iddiasına karşı karar ancak 15 yıl sonra çıkmış ve 2006’da Pancev altın ayakkabı ödülünü almıştı.

Kızıl Yıldız başarıdan başarıya koşarken, Yugoslavya dağılma sürecine girmişti. Ülkenin büyük yıldızları tek tek Avrupa’nın zengin kulüplerine giderken, Pancev ve Savicevic bir sezon daha takımda kalmıştı. Kızıl Yıldız yeniden lig şampiyonu olurken, Pancev de üst üste 3. kez gol kralı oluyordu. Ayrıca, Şili ekibi Colo Colo’yu 3-0 yenerek Kıtalararası kupayı da kazanmayı başarmıştı Yugoslavlar. Gollerden biri Pancev’dendi.

Avrupa’da yine etkili bir sezon geçiren Kızıl Yıldız, final öncesi gruplarda Sampdoria’nın 2 puan arkasında grubu 2. tamamlayınca, finali Barcelona ile oynama hakkını İtalyanlar elde etmişti. Bu süreçte Pancev’in ismi bir başka olay sebebiyle Avrupa futbol gündemine oturmuştu. Panathinaikos’a karşı Yunanistan’da oynanacak maç öncesi ülkeye girişte bazı sorunlar yaşamıştı golcü oyuncu. Maçta Yunan taraftarların yoğun protestosuyla karşılaşmış olsa da, soğukkanlılığını korumuş ve attığı 2 golle maçı takımına getirmişti.

1992 senesi, futbol tarihindeki en duygusal olaylardan birisine sahne olmuştu. Madalyonun bir yüzünde ülkedeki olaylardan dolayı Avrupa Şampiyonası’na gitme hakkı elinden alınan Yugoslavya, diğer yüzünde ise eleme grubunda Yugoslayva’nın arkasında kalan, ancak daha sonra onların yerine turnuvaya katılıp şampiyon olmayı başaran Danimarka. Eleme maçlarında Pancev harika bir performans ortaya koymuş ve 10 golle tüm kıtanın en golcü oyuncusu olmuştu. Yugoslavya turnuvaya katılabilmiş olsaydı, belki de onlar şampiyonluğu kazanacaktı.

İtalya Günleri

1992 yazında Pancev de ülkesinden ayrılanlar kervanına katıldı. Barcelona, Real Madrid ve Milan gibi takımlarla birlikte onu transfer etmek isteyen İnter, bu yarıştan galip ayrılan taraf olmuştu. 7 milyon £ bedelle İtalya’nın yolunu tutan oyuncu Mihajlovic, Jugovic ve Savicevic gibi eski takım arkadaşlarıyla rakip olacaktı.

İnter için önceki sezon beklendiği gibi geçmemişti. 1989’da ligi şampiyon bitiren takım, geçen sezon 8. olmuş, teknik adam Luis Suarez ve takımın 3 Alman ası, Lothar Matthäus, Jürgen Klinsmann ve Andreas Brehme takımdan ayrılmıştı. İnter’in yeni bir başlangıca ihtiyacı vardı.

Maalesef Pancev İtalya’da bekleneni veremiyordu. Yeni teknik adam, Verona efsanesi Osvaldo Bagnoli ile anlaşamıyordu. Bagnoli forvet oyuncularının daha çok koşmasını istiyordu. Milan’da van Basten’in de savunmaya yardımcı olmaya çalışmasını örnek gösteriyordu. Ancak Makedon asıllı golcü, sadece golü atan adam olmaya odaklanmak istiyordu. Durum böyle olunca Bagnoli’nin ilk tercihleri, Uruguaylı Ruben Sosa ile 90′ Dünya Kupası’nın gol kralı Salvatore Schillaci olmuştu.

Kobra bir türlü kendini gösteremiyordu yeni takımında. Bunda az forma şansı bulması ve İtalyan savunmalarının katılığı da rol oynuyordu. Pancev’e göre 2 tip oyuncu vardı: Çok koşanlar ve az koşup görevine odaklananlar. Kendisi, kaleye 30 metrelik bir bölgede etkili olabildiğini söylüyordu ancak bu, İnter’in oyun anlayışına uymuyordu.

Pancev ligdeki ilk golünü Ocak 1993’te Udinese’ye atmıştı. Bu o sezonki tek golü olacaktı. Sezonun onun adına tek olumlu yanı, İtalya Kupası’nda attığı 4 goldü.

1993/94 sezonunda takıma Ajax’tan Dennis Bergkamp’ın katılması, Pancev’in forma şansını iyice azaltmıştı. Sezonun ilk yarısında forma şansı dahi bulamayan golcü, geri kalan dönemi geçirmek için VFB Leipzig’e transfer olmuştu. Burada 10 maçta attığı 2 gol ve gösterdiği performans, kulübünün ligde kalmasına yetmemişti.

29 yaşında yeniden İnter’e dönen oyuncu, takımın başındaki yeni teknik adam Ottavio Bianchi önderliğinde umutluydu. Sezona da iyi başlamıştı. Fiorentina ve Bari’ye karşı attığı goller, ne yazık ki sakatlıklarla devam edince Makedon oyuncu bir kez daha hüsrana uğramıştı. Foggia maçında yaşadığı sakatlık, onu tekrar futboldan uzak kalmasına sebep olmuştu. Bu sakatlıkları geçirmesini yıllardır yeterince maç yapmamasına bağlıyordu Pancev.

Kariyeri Biterken

1994/95 sezonu İtalya macerasının sonu olmuştu. Yeni durağı Alman ekibi Fortuna Düsseldorftu. Burada sakatlıkları yine peşini bırakmamış, 14 maçta oynamış ve sadece 2 gol atmıştı.

Son durağı, 32 yaşında futbolu bırakacağı Sion olmuştu. Harika başlayan kariyeri, ülkesini terk ettiğinden beri iyi gitmemiş ve sonunda genç sayılabilecek bir yaşta futbola veda etmişti.

İtalya’da  yaşadığı sıkıntıların bir benzerini Milan’a giden Savicevic de yaşamıştı. Teknik direktör Capello ile yaşadığı anlaşmazlıklar yüzünden yeterince forma şansı bulamayan oyuncu, müthiş yeteneği sayesinde oynadığı maçlarda kendini göstermeyi başarmıştı.

Pancev’e göre İnter, kariyerinin en büyük hatasıydı. 1992’de Avrupa’nın en çok istenen forvetlerinden biriyken, Barcelona veya Real Madrid gibi kulüpler yerine savunma futbolunu benimseyen İnter’i tercih etmişti. İtalya’daki yıllarından sonra İnter’in sadece kendisine zarar vermediğini düşünüyordu Pancev. Ona göre Sammer, Shalimov ve Bergkamp gibi oyuncular da İnter’de bekleneni verememişti. Bir söylentiye göre, İnter’in İtalyan veteranları Zenga, Bergomi ve Ferri Pancev’e karşıydı ve Bagnoli’yi zorluyordu.

Neler yaşamış olursa olsun, biz futbolseverler Pancev’i hep Kızıl Yıldız’da attığı goller ve Avrupa Şampiyonu olmuş bir Yugoslav takımının parçası olarak hatırlayacağız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir