Euro 88 Finali: Sovyetler Birliği-Hollanda

2 usta teknik adamın mücadelesinde Sovyetler Birliği ile Hollanda, 1988 Avrupa Şampiyonası finalinde karşı karşıya gelmişti. Bir yanda, aynı stadda tam 14 yıl önce Dünya Kupası’nı kaybeden Rinus Michels, diğer yanda Dinamo Kiev’i Avrupa’nın en iyi takımlarından biri haline getiren Valery Lobanovsky. 

Valery Lobanovsky ve Rinus Michels

Euro 88, Sovyetler Birliği’nin ve dağıldıktan sonra ondan kopan herhangi bir ülkenin uluslararası alanda ulaştığı son zirveydi. Hollanda karşısında sahaya çıkan 11 oyuncunun 7’si, Lobanovsky’nin Dinamo Kiev’inde forma giyiyordu. Birbirini çok iyi tanıyan oyunculardan kurulu Sovyet takımı, 1988 Avrupa Şampiyonası’nda harika bir oyun ortaya koyarak finale kadar yükselmişti. Finaldeki rakip, bir başka taktik dehası Michels’in çalıştırdığı Hollanda’ydı. Grup mücadeleleri sırasında da karşılaşan 2 ekipten gülen taraf SSCB olmuştu. Final maçına çıkan kadrolardan farklı olarak SSCB’de Oleg Kuznetsov, Sergei Aleinikov yerine forma giyerken, Hollanda’da da van Basten ve Erwin Koeman yerine John Bosman ile John van’t Schip yer almıştı. Sonuç, 52. dakikadaki Vasily Rats’ın golüyle 1-0 Sovyetler Birliği lehineydi.

Hollanda tarafına baktığımızda, özellikle Michels için önemli bir karşılaşmaydı. 1974 Dünya Kupası finalinde, yarattığı total futbolla milyonları kendine hayran bırakan Hollanda, Münih Olimpiyat stadında ev sahibi Almanya’ya kaybetmişti. 88’e geldiğimizde iki ekip bu kez yarı finalde karşılaşmış ve gülen taraf Hollanda olmuştu. Tam 14 yıl sonra, yine Münih Olimpiyat Stadında bir finale çıkıyordu Michels. Artık 74’teki gibi oynamıyordu Hollanda ama yine de van Basten, Gullit, Rijkaard ve Ronald Koeman gibi, 74 Hollanda’da da başarıyla oynayabilecek oyunculara sahiptiler.

25 Haziran 1988 günü oynanan maça ekipler şu kadrolarla sahaya çıkmıştı:

 

SSCB:

Dasayev, Demyanenko, Aleinikov, Khidiyatulin, Rats, Lytovchenko, Zavarov, Mykhalychenko, Gotsmanov, Belanov ve Protasov

Hollanda:

van Breukelen, van Tiggelen, R. Koeman, van Aerle, Vanenburg, A. Mühren, Gullit, van Basten, E. Koeman, Rijkaard ve Wouters

Her ne kadar maça başlandığında dizilişler yukarıda gösterdiğim gibi olsa da, iki takım da çok dinamik bir oyun ortaya koyarak, sık sık pozisyon değişikliklerine başvurdu. Örnek vermem gerekirse, Hollanda topa sahipken oyun ortasında birkaç dakika arayla şu iki pozisyon dağılımına sahipti:

74’teki kadar hücum düşünen bir takım olmasa da, 88′ Hollanda da en az total futbolcular kadar dinamik oynuyordu topa sahipken. En geride bazen Rijkaard, bazen de R. Koeman yer alıyordu. Gullit, sahada basmadık yer bırakmıyordu. Sol kanatta van Tiggelen savunmaya ağırlık verip ataklara pek katılmazken, ileride E. Koeman ile 74′ Hollanda’dan kalma 37’lik Arnold Mühren sol kanadı paylaşıyordu. Sağ tarafa baktığımızda, Wouters ile van Aerle’nin ileri geri oynadığını görüyoruz. Aslen sağ açık olan Vanenburg ise, çoğu zaman van Basten’in yanına geçip forveti ikiliyordu. Özellikle ilk yarıda bunu sık sık uyguladı Surinam asıllı oyuncu.

Sovyetler Birliği’ne baktığımızda benzer bir oyun anlayışı görüyoruz. Örneğin bir atak başlangıcında şöyle yerleşmişler sahaya:

Yukarıdaki görselde hemen birkaç şey dikkatimizi çekiyor. Sol bek Rats orta sahanın ortasındayken onun bıraktığı yere Zavarov geçmiş. Aslında Zavarov daha çok sağ içten ataklara katılmayı tercih ederken, yukarıda sağ içte görülen Mykhaylchenko ise sol içte oynuyordu. Sağ bekte yer alan Demyanenko, savunmanın her iki kanadında da başarıyla oynayabilen bir bek. Örneğin, 1986 Kupa Galipleri Kupası finalinde Dinamo forması giyerken sol bekte görev almış, onun önünde de Rats sol açık olarak oynamıştı. Diğer dikkat çekici nokta, savunmanın gerisinde oynayan Aleinikov. Daha önce söylemiştim, grup maçında asıl pozisyonu savunma olan Kuznetsov görev yapmıştı ama bu maçta aslen orta saha oyuncusu olan Aleinikov’u tercih etmiş Lobanovsky. Bunu yapmasındaki temel sebep, savunmadan ileriye isabetli paslar atılmasını sağlamak. SSCB, bu maçta savunmadan atılan uzun pasları birçok kez denedi. Bunların birçoğunda da topu Belanov veya Protasov’dan birine ulaştırmayı başardılar. Yukarıda görülmese de, en geride Khidiyatulin yer alıyordu. Hollanda’daki Ronald Koeman’ın karşılığı sayılabilecek oyuncu, atakları başlatan isimdi.

Hollanda da savunma bölgesinde ayağı çok düzgün oyunculara sahipti. Hatta belki de bu alanda Avrupa’nın en şanslı ekibiydi. Futbol tarihinin açık ara en golcü savunması olan Ronald Koeman ile lakabı kadife ayak olan Frank Rijkaard’e sahiptiler. Hollanda kendi yarı sahasındaki Sovyet baskısını aşmayı başardığında tehlikeli pozisyonlar bulmayı başarıyordu. Bu baskıyı da en kolay, savunmadan ileri atılan toplarla kırıyorlardı.

Hollanda, rakibine göre oyunu daha çok kendi sahasında kabul ediyordu. Sovyetleri üstüne çeken takım, topu kapar kapmaz ileride tek başına bekleyen van Basten’i görüyordu. Başka bir oyuncu olsa, ataklar hiç başlamadan biterdi ama van Basten rolünü o kadar iyi oynuyordu ki, Hollanda’ya büyük güç katıyordu.

Sovyet takımı ise mümkün oldukça ileride rakibine pres yapmaya çalışıyordu ancak Hollandalılar savunmada çok dikkatliydi. İlk yarı boyunca Sovyetlerin sadece birkaç tehlikeli pozisyonu olmuştu. Hollandalılar klasik türden olmasa da, iyi bir alan savunması uyguluyordu. Sovyetler gelirken Hollandalılar olabildiğince geriye çekiliyordu. 2. yarıda Sovyetler Hollanda’yı daha çok sıkıştırsa da, katı savunmayı aşmayı başaramamıştı.

Bu kadar taktik konuşmak yeter sanırım. Biraz da maçta neler yaşandığına bakalım.

Maçtaki ilk önemli pozisyonu SSCB yakaladı. Yaptıkları presle topu Vanenburg’dan kapan Sovyetlerde Lytovchenko ceza sahası dışından şutunu yolladı ama top auta çıktı.

7. dakikada Hollanda ilk şutunu Koeman’ın 30 metreden kullandığı serbest vuruşla buldu. Top kalenin epey üstünden auta çıktı.

14. dakikada Gullit Sovyet savunmasını tek başına adeta deldi geçti. Vanenburg’dan aldığı pasla orta sahadan topu sürmeye başlayan oyuncu, Khidiyatulin’in sağından atıp solundan geçerek ilerledi. Rats onu ancak faulle durdurabildi.

30. dakikada Sovyetler ilk önemli fırsatını yakaladı. Savunmadan atılan uzun pası alan Belanov, topu kontrol edip yüzünü kaleye döndükten sonra sağındaki Lytovchenko’ya pasını verdi. Ceza sahası yayına gelmeden önünü boşaltan oyuncu, kaleyi gördüğü an yerden sert bir şut çıkardı ancak top kalecinin üzerine gitti.

Hemen sonrasında Hollanda gole yaklaştı. Gullit van Basten ile yaptığı verkaç sonrası ceza sahası yayı önünde düşürüldü. Serbest vuruşta da topun başına geçen Gullit topu üst direğin hemen altına yolladı ancak Dasayev harika bir kurtarışla topu çelmeyi başardı.

Dasayev Gullit’in frikiğinde topu çeliyor

Akabinde E. Koeman’ın kullandığı köşe vuruşunda ön direğe gelen topu Sovyet savunması uzaklaştırmayı başardı. Topla yeniden buluşan Koeman bu kez arka direğe doğru ortasını gönderdi. Bir anda topluca ileriye çıkan Sovyet savunması, boş kalan van Basten’in topa vurmasına izin verdi. Van Basten’den aldığı pasa sert bir kafa vuruşuyla karşılık veren Gullit, takımını 1-0 öne geçiren golü attı.

Van Basten golün asistini yapıyor

40. dakikada Sovyetler bir kez  daha şans yakaladı. Gotsmanov, ceza sahası sol çizgisinden içeriye doğru ortasını yolladı. Topla buluşan Mykhaylchenko, dönüp şutunu atmaya çalışırken 2 savunmacı birden şutunu atmasına izin vermedi. Top aniden Belanov’un önüne düştü ancak öyle kötü vurdu ki, 2 kaleyi üst üste koysalar yine gol olmazdı.

42. dakikada Hollanda bir kontra atak fırsatı yakaladı. Hızla rakip yarı sahaya giren van Basten, topu Khidiyatulin’den kurtarmayı başarsa da kendini yerde buldu. Kullanılan serbest vuruşta Dasayev hatalı bir çıkış yapıp kalesini boş bıraktı. Topu önünde bulan Rijkaard’ın volesiyle top kaleye gitmek üzereyken Protasov’a çarpınca Sovyetler 2-0 yenik duruma düşmekten kurtuldu.

2. yarıda Sovyetler kaldığı yerden devam ediyordu. Khidiyatulin’in frikiği barajdan dönerken, Zavarov’un sol ayağıyla yaptığı plase kalenin biraz yanından auta çıktı.

Muhteşem üçlü barajda bile yan yana

54. dakikada Hollanda’nın sol beki van Tiggelen, Zavarov’un dikkatsizliğinden yararlanıp topu kaptı ve hızla Sovyet yarı sahasına girdi. 20 metre topu sürdükten sonra sol kanattaki Mühren’i gördü. Mühren, gelişine topu arka direğe doğru yolladı. Yıllar sonra bu pozisyonu anlatırken, aslında kötü bir orta açtığını, amacının bu olmadığını söyleyecekti. Orta kötü olmasına rağmen, topun geldiği yerde dönemin en klas santraforu yer alıyordu. Marco van Basten, top yere inmeden, sıfıra yakın bir yerden harika bir vole vurmuş, kaleci Dasayev’i olduğu yerde sallayarak topu ağlara yollamıştı. Ünlü golcü, tarihin en güzel gollerinden birisini atmıştı.

Kaynak: http://www.footyalmanac.com.au
Michels’in van Basten’in golüne tepkisi
Lobanovsky düşünceli

58. dakikada Sovyetler gole yaklaştı. Sağ çizgiden Demyanenko’nun kullandığı serbest vuruşta oluşan karambolde Belanov topu önünde bulmuş, attığı şut yan direkten dönmüştü. Pozisyonun devamında topa birlikte koşan Gotsmanov ile kaleci van Breukelen’den hızlı olan Sovyet oyuncu olunca, kalecinin yaptığı müdahale penaltıyı getirdi.

Gotsmanov, van Breukelen’in müdahalesiyle yerde kalıyor

Penaltı vuruşunda topun başına günün şanssız ismi Belanov geçti. Topu sert bir şekilde kalecinin üstüne yollayınca, takım bir kez daha golden oldu.

62. dakikada Vanenburg’un sağ kanattan açtığı ortaya Erwin Koeman uçarak kafa vurdu ancak top kalenin az üstünden auta çıktı.

65. dakikada van Basten ile Gullit’in harika paslaşması, van Basten’in topuğuyla topu Wouters’in önüne atması önemli bir pozisyon yarattı. Fakat Wouters’in şutu kaleye isabet etmedi.

68. dakikada Gotsmanov yerine Baltacha oyuna girdi. Bu değişiklikle sol kanada Rats geçti. Daha sonra Protasov yerine de Pasulko girdi. O dakikadan sonra Mykhaylchenko daha çok ileriye gitmeye başladı fakat ataklar sonuçsuz kaldı. Kaçan penaltıdan sonra Sovyetlerin umudu iyice azalmışa benziyordu.

86. dakikada SSCB son tehlikeli pozisyonuna girdi. Lytovchenko’nun sert şutu van Breukelen’den dönmüş, topu önünde bulan Demyanenko gelişine topu ağlara yollamak istemişti ama top istediği yere gitmemişti.

89. dakikada Vanenburg arka direğe topu yolladı ve Rijkaard’ı kaleciyle karşı karşıya bıraktı. Ancak zamanında kalesini terk eden Dasayev gole izin vermedi.

Rijkaard, Dasayev’i geçemiyor

Bu sonuçla Hollanda, tarihindeki en büyük futbol başarısını yakalıyordu. Rinus Michels, 14 yıl önce kaybettiği yerde bu kez şampiyon olmanın gururunu yaşıyordu.

 

Maçın adamı kupayla
Takımın mimarı omuzlarda

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir