11 Haziran 1988 Danimarka-İspanya Maçı

Almanya’da düzenlenen Euro 88’de 1. Grup ilk karşılaşmasında, 86’nın rövanşı niteliğinde Danimarka ile İspanya karşı karşıya geldi. Meksika 86’nın 2. turunda eşleşen 2 ekibin mücadelesinde beklenmedik bir sonuç ortaya çıkmış, Butragueno’nun 4 golüyle maçı İspanyollar 5-1 kazanmıştı. Danimarka, rövanşı almak istiyordu.

Bir tarafta 80’lere damgasını vurmuş, Alman hoca Piontek’in yönettiği, Dinamitler lakaplı Danimarka; diğer tarafta ağırlığını Real Madridli oyuncuların oluşturduğu, her zaman önemli bir futbol gücü olmuş İspanya.

Danimarka, katıldığı son turnuvalarda ortaya koyduğu göze hoş gelen futbolla taraftarların sevgisini kazanmıştı. Liberoda takımın kaptanı Morten Olsen, orta sahada dinamik Soren Lerby, takımın beyni Michael Laudrup, hücumda ise bir roket gibi hızlı Preben Elkjær ve genç golcü Flemming Povlsen yer alıyordu. Ancak güzel futbol, beraberinde başarıyı getirmiyordu. Başarı için 4 yıl daha beklemeleri gerekecekti.

Euro 92 şampiyonu Danimarka

İspanya tarafına baktığımızda ise, son Avrupa Şampiyonası’nda 2. olmayı başarmışlardı. Tarihin en iyi jenerasyonlarından birine, Tigana’lı, Platini’li, Giresse’li Fransa’ya kaybetmişlerdi. O kadrodan bugüne gelen yalnızca birkaç oyuncu vardı ama takım iddiasını sürdürüyordu. Real Madridli oyuncuların ağırlıkta olduğu kadroda takımın en önemli isimleri savunmada Manuel Sanchis ile kaptan Jose Antonio Camacho, orta sahada Ricardo Gallego, Michel ve Jose Mari Bakero ile hücumda Emilio Butragueno.

Meşhur Akbaba Beşlisi

Maçın oynandığı gün, Hannover’de hava kapalı ve yağışlıydı. Almanya’nın havası İspanyolları daha çok zorlayacak gibi duruyordu. Kuzeyin Brezilya’sı ile pas oyununun temsilcisi İspanya’nın karşılaşmasında şu kadrolar ter dökecekti:

Danimarka:

Rasmussen, Sivebaek, Busk, Olsen, Nielsen, Lerby, Helt, Heintze, Elkjaer, Laudrup ve Povlsen

İspanya:

Zubizarreta, Tomas, Camacho, Andrinua, Victor, Sanchis, Butragueno, Gordillo, Gallego, Bakero, Michel

Dizilişleri ise şu şekildeydi:

İspanya 11 oyuncuyla kendi yarı sahasında beklemeyi tercih ederken, yakaladığı kontra atak fırsatlarından yararlanmayı amaçlıyordu. İspanyol oyuncular, rakibi şaşırtmak adına sık sık pozisyon değiştiriyordu. Gallego ile Michel sağ kanat ve merkez arasında mekik dokurken, Butragueno da sol kanada doğru yöneliyordu. İspanyol ataklarının yönü çoğunlukla sağ kanat oluyordu. Savunma tarafında ise, son yıllarda gördüğümüz İspanya’dan oldukça farklı bir şekilde, sert bir oyun ortaya koyuyorlardı. Real Madrid efsanelerinden Miguel Munoz’un çalıştırdığı ekip, hızlı Danimarkalı oyuncuları tehlikeli bölgeye neredeyse hiç sokmamıştı. Savunma çizgisini geride kuran ve tüm takım topun arkasına geçen İspanyol savunmasını geçmek Kuzeyliler için çok zordu. Maç içinde öyle pozisyonlar yaşandı ki, bir Danimarkalı’yı 4 İspanyol’un sıkıştırdığına şahit olduk. Oyunu ne kadar geride kabul etse de, Bakero ve Gallego gibi usta ayaklara, aynı zamanda Michel ve Gordillo gibi hızlı oyunculara sahip İspanya rakibi için her an kontra atak tehdidi oluşturuyordu.

Danimarka da Piontek ustanın 3-5-2’si ile sahada yerini almıştı. En geride kaptan, takımın liberosu Morten Olsen görev yapıyordu. Danimarka, teknik kapasitesi yüksek oyunculardan oluşan bir kadroya sahipti ancak sert İspanyol savunmasını geçmekte zorlanıyorlardı. İspanyollar özellikle kanatlarda Danimarka’ya geçiş iznini vermiyordu. Merkezde Lerby’nin yaratıcılığı, Helt’in çalışkanlığı ve eğer top gelirse, Laudrup’un sihri takımı hücumda ayakta tutan unsurlardı.

Maçın önemli anlarına gelirsek; 6. dakikada Danimarka, orta sahada topu kaybetmiş ve Bakero hızla atağa kalkmıştı. Bakero’dan topu alan Butragueno, sağ kanattan rakip yarı sahaya giren Michel’i görmüştü. Ceza sahasına arkadaşıyla yaptığı verkaçla giren Michel, topla kale önünde yeniden buluştuğunda güzel bir plaseyle topu ağlara yollamıştı.

25. dakikada İspanya kendi yarı sahasının sağ kanadından taç atıcı kullandı. Orta sahadaki mücadelede topu önüne alan Danimarkalı sihirbaz Michael Laudrup oldu. Müthiş 10 numara, ceza sahası yayı içinde kıvrak bir hareketle önünü boşaltıp, daha az kullandığı sol ayağıyla bir bazuka ateşledi. Kaleci Zubizarreta’nın yapabileceği pek fazla bir şey yoktu bu şuta. Danimarka, kaleye yolladığı ilk tehlikeli şutta golü bulmuştu.

33. dakikada İspanya kendine yakışır bir atak geliştirdi. Orta saha yayı içinde Butragueno ile başlayan atak, topun sırasıyla Victor, Gallego ve Michel’den sonra yeniden 9 numaraya gelmesiyle güçlendi. Topu aldıktan sonra yüzünü kaleye dönen Butragueno, hızla ceza sahasına yönelen Michel’i gördü. Topu alır almaz Danimarkalı Sivebaek’in müdahalesiyle yerde kalan Michel, takımına bir penaltı kazandırdı. Topun başına da pozisyonun yaratıcısı, Real Madridli kanat oyuncusu geçti ancak bütün hıncını toptan çıkarmak istercesine kullandığı vuruş kalecinin üzerine isabet edince İspanya galibiyet golünden oldu.

2. yarıda oyun aynı tempoyla devam ediyordu. Danimarka’da Helt yerine Jensen, İspanya’da da Camacho yerine Soler oyuna dahil olmuştu. 53. dakikada İspanya 2. golü buldu. Kullanılan köşe vuruşunda kaleci Rasmussen’in yumrukladığı top, sol kanatta Soler’e geldi. Soler’in savunmanın arkasına doğru açtığı ortada, ceza yayı üzerinde topla buluşan Bakero, tek pasla topu Butragueno ile buluşturdu. Usta golcü, topu kontrol eder etmez karşı karşıya kaldığı Rasmussen’in avlamayı başardı. Ancak hakemlerin atladığı bir gerçek vardı ki, pozisyon bariz ofsayttı.

Topun ayaktan çıktığı an

66. dakikada kaleye yaklaşık 30 metre uzaklıkta bir serbest vuruş kazandı İspanyollar. Topun başına Real Madridli sol açık Gordillo geçti. Topa, sevgilisinin saçını okşarcasına dokunan Gordillo, topu Rasmussen’in üzerinden, evet yanlış okumadınız, kalecinin üzerinden ağlarla buluşturdu. 30 metreden aşırtma frikik golü görmek, Anka kuşunu görmek gibi olsa gerek. İspanya bu golle farkı ikiye çıkardı ve iyice rahatladı.

Ancak artık kaybedecek bir şeyi kalmayan Danimarka, tüm gücüyle saldırmaya başlamıştı. 82. dakikada Vikingleri umutlandıran gol geldi. Soldan ceza sahasına doldurulan topa rakibinden çok daha iyi yükselip havada asılı kalan Povlsen vurmuş, top önce yan direğe çarpmış, daha sonra da ağlarla buluşmuştu.

Bu golden sonra Danimarka ataklarını arttırsa da, İspanyol savunmasını geçmeyi başaramadı. Kuzey Avrupa ülkesi, gruptaki diğer maçlarını da kaybedecek ve umutlarını bir sonraki turnuvaya bırakacaktı. İspanya’nın da turnuvadaki tek galibiyeti bu olacaktı. İki ekip, yarı final şansını göremeden turnuvaya veda edecekti.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir