Modern Futbolun Başarı Öyküsü: Monaco

Fransa Ligi’nin en az seyirciye oynayan, stadyumu bir otoparka inşa edilmiş olan takımı, birkaç ay önce görkemli bir sezonu geride bıraktı. 17 yıl sonra yeniden lig şampiyonu olan Monaco, bunu en çok harika gençlere sahip olmasına borçlu.

Geçtiğimiz sezon Avrupa futbolunda gündeme oturan Monaco, bu yaz da isminden sıklıkla söz ettirmeyi sürdürüyor. Üstelik başrolde yine takımın genç yıldızları var. Şu ana kadar 155 milyon Pound değerinde oyuncu satan kulüpte transferler bitmeyecek gibi görünüyor. Harika bir sezonu geride bırakan 18’lik golcü Kylian Mbappe’nin muhtemel bir transfer rekoruyla Real Madrid’e gideceği söylenirken, Thomas Lemar’ın da Arsenal’in radarında olduğu biliniyor.

Peki, ne oldu da yıllardır derin bir uykuya yatan Monaco, böyle bir oyuncu satış profiline sahip oldu?

Çok değil, sadece birkaç yıl önceye gittiğimizde Monaco’nun şimdikinden çok farklı bir strateji uyguladığını görürüz. 2012 Aralık’ında Rus milyarder Dmitry Rybolovlev kulübü satın aldığında, kafasında iddialı planlar vardı: 2. ligde yer alan kulübü yeniden ait olduğu 1. lige çıkarmak ve PSG ile rekabet edebilecek bir takım yaratmak.

Bu hedeflere ulaşabilmek için kulübün attığı ilk adımlar, Atletico Madrid’den 60 milyon Euro’ya Falcao; Porto’dan da toplam 70 milyon Euro karşılığında James Rodriguez ile Joao Moutinho’yu takıma katmak oldu.

Bu plan başta işe yaramıştı. Zlatan’ın taşıdığı PSG ile dengeli bir rekabet yakalamış olsalar da, uzun vadede elde edilen zarar, karın ötesinde olacaktı. Ortalama 9 bin kişiye oynayan Monaco, kazandığından çok daha fazlasını harcıyordu ve bu gidişle Finansal Fair-Play kuralları yakasına yapışacaktı.

2014 yazıyla birlikte takım stratejisini değiştiriyordu. Harika bir Dünya Kupası performansı gösteren James Rodriguez’i Real Madrid’e satan kulüp, onun yerine Caen’dan 4 milyon Euro’ya Lemar’ı aldı. Bu transfer, takımın değişen politikasının ilk işaretlerinden birisiydi.

Monaco’nun yeni yaklaşımı, genç oyuncuları bulmak, onlara kendilerini gösterebileceği bir vitrin sunmak ve gerekirse onları başka kulüplere satarak önemli gelirler elde etmek olacaktı.

Bundan 2 yaz önce, Fransız ekibi parlattığı birkaç oyuncudan yüksek bonservis bedelleri elde etmeyi başardı. Önceki sezondan Lyon’dan 5 milyona gelen Anthony Martial, 80 milyonu bulabilecek bir bonservisle Manchester United’a transfer oldu. Onun dışında, Belçikalı kanat oyuncusu Carrasco Atletico Madrid’e, Tunuslu savunma Abdennour Valencia’ya ve sol bek Kurzawa PSG’ye dahil oldu. Takımın bu transferlerden elde ettiği gelir toplam 180 milyonu buldu.

Bunlarla yetinmeyen Monaco, 2015 Mart’ında Arsenal’i elemelerinde büyük pay sahibi Geoffrey Kondogbia’yı, 15 milyon kar elde ederek Inter’e sattı.

O zamanlar Monaco ağır eleştirilerle yüzleşti. İstedikleri astronomik bonservis bedelleriyle futbolun ruhuna zarar veren tarafta yer almakla suçlandılar (Bu tarafta yer alan diğer grup ise o bonservis bedellerini ödemeyi kabul edenler). Oysa kulüp finansal açıdan dengeye ulaşabilmek için oyuncu satmak zorundaydı. Birçok değerli oyuncuya sahip olan takım, yapması gerekeni yaptı: parlattığı oyuncuları satıp takımı yeniden yapılandırma yoluna gitti.

Ancak unutmadan, bu genç oyunculara nasıl sahip olduklarına da bakmalıyız. Fransa’daki en iyi futbol akademilerinden birine sahip olan takım, her yıl altyapıya 8 milyona yakın para harcıyor. Burada çok basit bir kuralları var: Her yaş grubundaki en gözde oyuncular, bir üst yaş grubunda oynatılarak daha hızlı gelişme sağlamak.

Altyapı seviyesinde Avrupa’nın en iyi gözlemci ağlarından birine sahipler. Sadece Paris’te, şehirdeki futbol takımlarını çok iyi bilen 6 gözlemciyle çalışıyorlar. Bu sayede, henüz 14 yaşındayken Mbappe’yi transfer etmeyi başardılar.

Bununla birlikte, ligdeki en iyi genç oyuncuları da çok yakından takip ediyorlar. Lemar, Bakayoko, Sidibe ve Mendy gibi oyuncuları uygun bedeller karşılığında kadrolarına kattılar. Bu oyuncular da takıma katılmaya istekliydi çünkü kısa sürede kendilerini gösterebilecekleri doğru adresin Monaco olduğunu biliyorlardı.

Monaco sadece Fransa içinde değil, yurt dışında da oyuncu izlemeye büyük önem veriyordu. Brezilya, Belçika, Portekiz ve Hollanda, kulübün gözlerinin üzerinde olduğu ülkelerden yalnızca birkaçı. Örneğin, Ocak ayında Ajax’tan 17 yaşındaki Belçikalı Franco Antonucci’yi bu gözlem ağları sayesinde transfer ettiler.

Son şampiyon, menajerlerden de önemli katkılar görüyor. Cristiano Ronaldo ve Josee Mourinho gibi isimlerin menajerliğini yapan Jorge Mendes, 2014’de henüz Benfica’nın genç takımında yer alan Bernardo Silva’yı Monaco’ya getirdi. O zamanlar kimse bu oyuncunun birkaç yıl içinde 50 milyonluk bir transfer yapabileceğini tahmin edemiyordu (Bu yaz Manchester City’ye transfer oldu).

Takımın başındaki isimlere baktığımızda, Monaco projesi için uygun isimler olduklarını görüyoruz. Portekiz’de üniversitede spor üzerine eğitim alan Leonardo Jardim, adeta bir öğretmen edasıyla genç oyunculara yaklaşıyor. Sportif direktörler Luis Campos ve Antonio Cordon da takımın bu seviyeye gelmesinde büyük pay sahibi. Ancak Cordon’un birkaç ay içinde Çin’e gidecek olması, takımı onun yerine başka birisini bulma yoluna itecek.

Başkan Rybolovlev ve sağ kolu Vadim Vasilyev, oldukça akıllı iş adamları. Her ikisi de pazarlık masasından galip ayrılmayı bilen isimler. Örneğin, 2015’te Manchester United’la Martial için yürüttükleri görüşmelerde son ana kadar bekleyip, bu transferden yaklaşık 75 milyon kar elde etmeyi başardılar.

Benzer bir stratejiyi bu yaz takımdan ayrılan Bakayoko ve Mendy için de uyguladılar. Geçen yıl Marsilya’dan 15 milyona transfer olan Mendy, bu yaz 57.5 milyona City’e transfer oldu. Benzer şekilde Rennes’den 8 milyona transfer edilen Bakayoko da 45 milyon karşılığında Chelsea’nin yolunu tuttu.

İki Rus, futbol yatırımlarını geliştirmeye kararlı. Kısa süre önce, Belçika 2. ligi ekiplerinden Cercle Brugge’ü satın aldılar. Belçika kulübünü genç oyuncuları yetiştirmek için kullanmayı planlıyorlar. Hatta, Lyon’dan gelen sağ bek Jordi Gaspar’ı da buraya kiralık gönderdiler. Kim bilir, belki de birkaç sene sonra Avrupa transfer haberlerinde onun ismini görürüz.

Futbol dünyası, bu başarı hikayesini yakından izlemeye devam edecek. Önümüzdeki yıllar Monaco için oldukça parlak görünüyor. Bakalım, neler olacağını hep birlikte göreceğiz.

Not: Bu yazının orijinali BBC’de yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir