1978 Dünya Kupası Finali: Arjantin-Hollanda

Dünya Kupası tarihinin en tartışmalı turnuvalarından birinde, ev sahibi Arjantin ile 74’ün romantik ikincisi Hollanda karşılaşmıştı. Cuntanın gölgesinde geçen turnuvada sonuç, Arjantin’in lehine olacaktı.

Arjantin’de düzenlenen Dünya Kupası, 2 yıl önce ülkede yönetimi ele geçiren askeri cuntanın etkisi altında oynanıyordu. Binlerce kişinin “kaybolduğu” ülkede turnuvanın da çeşitli söylentilerden uzak kalması beklenemezdi. 30 yıl sonra reddetmesine rağmen, uzun yıllar boyunca Cruyff’un cuntayı protesto etmek için turnuvaya katılmadığı söylendi. Turnuva öncesi takımlar tedirgin olsa da, turnuva futbol açısından sorunsuz başlamıştı.

Arjantin turnuvaya genç sayılabilecek bir ekiple katılmıştı. Takımın önemli isimleri Mario Kempes, Ossie Ardiles, Daniel Passarella ve Daniel Bertoni’nin yaşları 23 ila 25 arasında değişiyordu. Takıma büyük bir güç katabilecek ve yaş ortalamasını epey düşürecek bir oyuncu da kadro dışında kalmıştı: Diego Maradona. Teknik direktör Menotti, genç Diego’nun henüz böyle büyük bir turnuvaya hazır olmadığını düşünmüş ve onu takıma almamıştı.

İlk grupta Fransa, İtalya ve Macaristan ile eşleşen Arjantin, tüm maçlarını kazanan İtalya’nın arkasında grubu 2. tamamlamıştı. Asıl heyecan 2. grupta olacaktı. İlk maçta Polonya’yı Kempes’in golleriyle 2-0 geçen Güney Amerika ekibi, 2. maçta ezeli rakibi Brezilya ile 0-0 berabere kalmıştı. Finalisti belirleyecek maçlarda, Brezilya Polonya’yı 3-1 ile geçerken, Arjantin, turnuvanın en tartışmalı maçında Peru’yu 6-0 yenmişti. Ortaya birçok farklı iddia atılmıştı ve hepsinde Peru’nun maçı bilerek kaybettiği söyleniyordu. Tüm bunlar kanıtlanamamış iddialar olarak kalmıştı. Aslına bakarsanız, Arjantin Peru karşısında önemli bir üstünlüğe sahipti. Turnuvadan birkaç ay önce Lima’da oynanan maçı Arjantin 3-1 kazanmıştı. Ancak, turnuvada o ana kadar 5 maçta 6 gol yiyen Peru’nun bir maçta aynı sayıda golü yemesi herkesi şaşırtmıştı. Öte yanda, turnuvayı namağlup tamamlayacak olan Brezilya, averajla finale çıkma hakkını kaybetmişti.

Diğer finalist, bir önceki turnuvada oynadığı güzel futbolla herkesi kendine hayran bırakan Hollanda’ydı. Cruyff ve van Hanegem gibi yıldızlarından mahrum olsa da, hala Rensenbrink, Rep, Neeskens ve Krol gibi yıldızlar takımdaydı. Onlara Rene ve Willy van de Kerkhof kardeşler de katılmıştı.

Hollanda da tıpkı Arjantin gibi grubunu 2. tamamlayarak üst tura yükselmişti. İran, Peru ve İskoçya’nın olduğu grupta, son maçta İskoçya’ya 3-2 yenilmesine rağmen, averajla tur atlayan ekip Hollanda olmuştu. Asıl gücünü, 2. grupta gösterecekti Portakallar. Avusturya’yı 5-1 ile geçen ekip, eski gücünden yoksun Batı Almanya ile 2-2 berabere kalmıştı. Son maçta İtalya’yı 2-1 yenip finale çıkmayı başarmıştı.

Final maçına gelmeden, yine bir tartışma konusu ortaya çıkmıştı. FIFA maça İsralli hakem Abraham Klein’ı atamış ancak Arjantinliler itiraz edince, hakem değişmişti. Estadio Monumental’da oynanan maçın başlama vuruşu, Arjantinli oyuncuların sahaya 5 dakika geç çıkması yüzünden ertelenmişti. Bunlar yetmezmiş gibi, Arjantinli oyuncular Rene van de Kerkhof’un bileğindeki bandaja takılmıştı. Oysa Hollandalı oyuncu önceki maçlarda da bandajla çıkmıştı sahaya. Uzun sözün kısası, maç öncesi gerginlik had safhaya ulaşmıştı.

Buenos Aires’de 25 Haziran 1978’de oynanan maça takımlar şu 11’lerle çıkmıştı:

Arjantin: Fillol, Olguin, Galvan, Passarella, Tarantini, Ardiles (Larrosa 65′), Gallego, Kempes, Bertoni, Luque ve Ortiz (Houseman 74′).

Hollanda: Jongbloed, Jansen (Suurbier 72′), Krol, Brandts, Poortvliet, Neeskens, W. van de Kerkhof, Haan, R. van de Kerkhof, Rep (Nanninga 59′), Rensenbrink.

Hollandalılar sadece tribündeki Arjantinlilere karşı değil, aynı zamanda hakeme karşı da mücadele ediyordu. Gergin bir atmosferde geçen maçta Avrupa ekibi hıncını Bertoni ve Ardiles’den çıkarıyordu.

Oyunda kontrol sağlandığında, Hollanda rakibinin hava toplarındaki zaafından yararlanmaya başlamıştı. Bu sürede Rep iki kez gole yaklaşmıştı: İlkinde Haan’ın kullandığı serbest vuruşta topa dokunmayı az farkla kaçırmıştı. Diğer pozisyonda ise kaleci Fillol gole izin vermemişti. Arjantin kalecisi, bu maçta takımının en iyi isimlerinden birisi olacaktı. Diğer önemli isim de Valencialı golcü Mario Kempes’ti. Usta forvet, 38. dakikada takımını 1-0 öne geçirmişti. Luque’den ceza sahası yayı içinde pası alan Kempes, 2 Hollandalı savunmanın arasından sıyrılıp içeri girmiş, topu kaleci Jongbloed’in altından ağlara yollamıştı. İlk yarının sonunda Fillol bir Hollanda atağında daha başarılı olunca devre 1-0 sona ermişti.

Mario Kempes golü kutluyor
Mario Kempes golü kutluyor

İlk yarıda ortaya konan futbolun güzel olduğu söylenemezdi. İki taraf da sert oynuyor, hakem Sergio Gonella maçı kontrolü altına alamıyordu.

İkinci yarıda oyun Hollanda’nın ataklarıyla geçiyordu. Gol atmak zorunda olan Portakallar saldırırken, savunmaya çekilen Arjantin de kontra atak fırsatı arıyordu. Bu anlardan birinde Luque kaleyi yoklamış ancak Jonhbloed iyi bir kurtarışla gole engel olmuştu.

Avusturyalı hoca Ernst Happel, günün şanssız ismi Rep’i çıkartıp oyuna Nanninga’yı almıştı. Değişiklik işe yarayacak, maçın bitimine 10 dakika kala Hollanda’ya beraberlik golünü Nanninga atacaktı. Rene van de Kerkhof’un sağdan açtığı ortaya harika bir kafa vuruşu yapan forvet, kaleci Fillol’u çaresiz bırakmıştı. Maçı kazanmayı bekleyen Arjantinliler sessizliğe bürünmüştü bir anda.

Nanninga beraberliği getiriyor
Nanninga beraberliği getiriyor

Maçın son anlarında, Güney Amerikalıların yüreğini ağzına getiren bir pozisyon yaşanmıştı. Krol’un kullandığı serbest vuruşta topu ceza sahasının solunda alan Rensenbrink vuruşunu yapmış ancak top direkten dönmüştü.

Maç karşılıklı gollerle 1-1 bitince uzatma devrelerine geçildi. İlk uzatma devresinin son dakikasında sahneye yeniden Kempes çıkmıştı. Müthiş hızı ve çalımlarıyla ceza sahasına giren oyuncu, Jongbloed ile karşı karşıya gelmiş, şansının da yardımıyla kaleciden sekip önüne düşen topu boş kaleye yollamıştı.

116. dakikada, iyice yorgun düşen Hollanda savunmasının üzerine bir kez daha giden Kempes, topu ceza sahası içine taşımış, ancak bu sefer gol vuruşunu Daniel Bertoni yapmıştı. Sonuç 3-1 olmuştu. Arjantin ilk kez Dünya şampiyonu oluyordu.

Kupa kaptan Passarella'nın ellerinde
Kupa kaptan Passarella’nın ellerinde

Bu zafer, bir nebze de olsa Arjantin halkının mutlu olmasını sağlamıştı. O dönem cezaevinde kalan, daha sonra Nobel Barış ödülü alacak olan Adolfo Lopez Esquivel, zafer anında gardiyanlarla mahkumların nasıl tek yürek olduğunu anlatıyor.

Finalin kaybeden tarafında Hollanda yer alıyordu. Bu yenilgiyle, üst üste 2 Dünya Kupası finalini kaybeden ilk ve tek ülke oluyordu. Yaşanan gerginlikler yüzünden, maç sonunda düzenlenen seramoniye katılmayı reddediyordu Avrupa ülkesi.

Bu zafer her ne kadar cunta tarafından propaganda aracı olarak kullanılsa da, oyuncuların bakış açısını Luque’nin şu sözleri açıkça ifade ediyordu:

Kupayı Menotti ve oyuncular kazandı, ordu değil. Ben Kempes ve Bertoni ile oynadım, cuntayla değil.

Tüm sözlere rağmen, yine de Arjantin’in bu zaferindeki şüpheler sonsuza dek yok olmayacak gibi gözüküyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir