Hamburg’un Zafer Dolu Yılları

Geçmişte kazanılan zaferlere alışmış taraftarlar, uzun zamandır eski günleri yad etmekle yetiniyor. Avrupa veya Bundesliga şampiyonluğu olmadan geçen 30 yıl! Bu sürede elde edilen tek ulusal kupa başarısı, taraftarların eski günlere dönme hayalini taze tutuyor.

Hamburg’un altın çağına baktığımızda, ki bu yaklaşık olarak 1978-1983 arası döneme denk geliyor, anlatılacak birçok hikayeye rastlıyoruz. Bu hikayelerin başrollerinde oyuncular, taraftarlar, lig ve Avrupa kupalarında elde edilen başarılarla hayal kırıklıkları yer alıyor. Ancak tüm bunları gölgede bırakan birkaç kişiden bahsetmezsek, hikayelerin bir yanı eksik kalır: Günter Netzer, Branko Zebec ve Ernst Happel.

Hamburg 70’li yılların başından itibaren başarılı bir şekilde yönetilmeye başlamıştı. Kuno Klötzer, Rudi Gutendorf ve eski Beşiktaşlı kaleci Özcan Arkoç gibi hocaların çalıştırdığı Hamburg, bu dönemde Almanya Kupası ile Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nda şampiyonluk elde etti. Ve sonra, Günter Netzer takımın genel direktörü oldu…

Netzer 78'de Hamburg'a imza atıyor
Netzer 78’de Hamburg’a imza atıyor

Günter Netzer, futbolcu kimliğiyle çok büyük bir üne sahipti. Onu kısaca tanımlamak gerekirse, harika bir oyun kurucu, müthiş bir yetenek ve özgür bir ruh diyebilirdik. Uzun sarı saçlarıyla sahalarda fırtına gibi esen oyuncu, Borussia Mönchengladbach’ta 10 yıl boyunca oynarken, Almanya milli takımıyla 72′ Avrupa Şampiyonası ve 74′ Dünya Kupası’nı kazanmıştı. Oyuncunun futbol hayatıyla playboyvari özel hayatı bugüne dek birçok kez konu edilmiş olsa da, Hamburg’da sportif direktör olarak geçirdiği 8 başarılı yıl kısmen unutulmuş sayılabilir.

Netzer’in Hamburg ile ilişkisi sportif direktör rolüyle başlamamıştı. Aslında o, sportif direktör olmayı da istemiyordu. Takımda yapabileceği bir iş olup olmadığını merak eden eski futbolcunun aklında kulübün maç programlarına yardımcı olmak yatıyordu. Ancak kulüp başkanı Paul Benthien, Netzer’den öylesine etkilenmişti ki, ona takımın sportif direktörü olmasını teklif etmişti. Teklifi başta reddetse de, daha sonra kararını değiştirmiş ve görevi kabul etmişti. O günleri hatırlayan Netzer şunları söylüyor:

İyi bir futbol bilgisine ve Mönchengladbach’ta oynadığım dönemden iş becerisine sahiptim. Bunlarla birlikte, her zaman insan ilişkilerinde başarılı olmuştum.

Netzer’in haklı olup olmadığını sınayacak, zorlu görevler vardı önünde. Bunlardan ilki, ilk sezonunda çift rakamlı gol sayısına ulaşmış olsa da, genel olarak hayal kırıklığı yaratan, İngilizlerin büyük forveti Kevin Keegan’dan daha fazla faydalanmanın yolunu bulmaktı. Diğer görev ise, koç Özcan Arkoç’un yerine bir başkasını getirmekti.

Netzer ilk olarak teknik direktör sorununu çözmek istiyordu. Aklındaki ilk isim, Avusturyalı Ernst Happel’di. Ancak Benthien, Arkoç’dan sonra takımın başına gelecek ismin Almanya’yı bilen, burada daha önce çalışmış birisi olmasını isteyince, ibre Yugoslav Branko Zebec’e dönmüştü.

Zebec (solda) ve Netzer
Zebec (solda) ve Netzer

Zebec, katı disipliniyle tanınıyordu Almanya’da. Takımın başına geldiğinde, oyunculara büyük fayda sağlayabilirdi. Hamburg efsanelerinden Horst Hrubesch, Zebec dönemini çok kısa şu şekilde ifade ediyor: “Açık bir diktatörlük“. Zebec’in Bayern Münih, Stuttgart ve Eintracht Braunschweig’da edindiği Bundesliga tecrübesi, onun Hamburg için doğru isim olduğunu gösteriyordu.

Yeni sportif direktör ve teknik adam, Özcan Arkoç döneminde takımda oluşan hizipleşmeyi ortadan kaldırmak için kolları sıvamıştı. İlk sezon takıma ısınamayan Keegan’ın da takıma entegre edilmesi gerekiyordu. Onun dışında, takıma bazı takviyeler yapılacaktı. Hartwig, Wehmeyer ve Hrubesch takıma katılmıştı. Yenilenen takım, bunun etkisini kısa sürede gösterecek, 1978/79 sezonunu şampiyon olarak tamamlayacaktı. Bunda Keegan ile, tıpkı Liverpool’da Toshack ile olan ortaklığına benzer bir ikiliyi oluşturan Hrubesch’in etkisi büyüktü.

Bir yıl sonra takım, 60’lardan beri ilk defa Avrupa Kupalarına geri dönmüştü. Hamburg finale kadar yükselirken, yarı finalde Real Madrid’e karşı evinde aldığı 5-1’lik galibiyetle dosta güven düşmana korku salmıştı.

Finalde rakip, dahi teknik adam Brian Clough’un çalıştırdığı, son Avrupa şampiyonu Nottingham Forest’tı. HSV, maçı kötü bir oyun ve biraz da kaleci Shilton’ın başarılı oyunuyla 1-0 kaybetmişti. O sezonki hayal kırıklıkları, bununla kalmamış, ligde de rakipleri Bayern Münih’in 2 puan arkasında kalarak şampiyonluğu kaçırmıştı.

Hamburg o sezon, başarılı olmakla başarısız olmak arasındaki incecik çizgide yürümüştü. Muhteşem bir sezon olabilecekken, ikinciliklerle yetinmek zorunda kalmıştı Alman kulübü. Sezon sona erip yapılanlar değerlendirildiğinde, başarısızlığın esas sebebi olarak Zebec’in alkol problemi görülüyordu.

Netzer ve Hamburg ellerinden geldiğince Zebec’i korumuşlar ancak bir noktadan sonra Yugoslav teknik adamın sorunu takımı zor duruma düşürmeye başlamıştı. Son dönemde kulübede bile açıkça alkollü olduğu görülen hoca, zamanla oyuncuların desteğini de kaybetmişti. Hamburg yönetimine yapacak fazla şey kalmamıştı.

1980 senesinin sonunda Zebec ile yollar ayrılmıştı. Takımın başına geçici olarak yardımcı antrenör Aleksandar Ristic geçmişti. Takım, her ne kadar zorluklarla boğuşmuş olsa da, ligi yeniden 2. bitirmeyi başarmıştı. Yeni sezonda Hamburg’un kapıları, birkaç yıl önce gelmesi istenen Ernst Happel’e açılacaktı.

Netzer ve Happel
Netzer ve Happel

Avusturyalının gelişi de tıpkı Zebec’te olduğu gibi hızla etkisini göstermişti. 1981/82 sezonunu ligde şampiyon olarak tamamlayan ekip, UEFA Kupası’nda da finale kadar yükselmiş ancak 2 maç sonunda İsveç ekibi Göteborg’a mağlup olmuştu.

1982/83 sezonunda Bundesliga’da gülen taraf bir kez daha Hamburg olurken, katıldıkları Şampiyon Kulüpler Kupası’nda da finale yükselmişti. Rakip, İtalya’dan gelen muhteşem Juventus’tu. Takım adeta 82′ Dünya Kupası’nın karması gibiydi: Platini, Boniek, Rossi, Zoff ve diğerleri…

Hamburg’a şans verenlerin sayısı çok azdı. Kağıt üzerinde İtalyanlar ağır favoriydi. Ama maçın sonucu herkesi şaşırtacaktı. 25 Mayıs 1983 gününü Hamburglular asla unutmayacaktı. 8. dakikada Felix Magath’ın attığı muhteşem gol, takıma şampiyonluğu getirmişti.

Juventuslular maça büyük ilgi göstermişti. O günleri yaşayan Hamburglu Thomas von Heesen’e kulak verelim:

Havaalanına gelen İtalyan uçaklarını gördüğümüzde, Juventus’un arkasında büyük bir desteğin olduğunu anlamıştık. Hele ki stada ayak bastığımızda, birbirimizin sesini duymakta bile zorlanıyorduk.

83' Avrupa şampiyonu Hamburg
83′ Avrupa şampiyonu Hamburg

Hamburg’a zaferi getiren belki de favori olmamanın verdiği rahatlıktı. Takım ve Happel bu durumu kendi lehlerine kullanmıştı. Maça baktığımızda, favoriliğin sadece kağıt üzerinde kaldığı ortaya çıkıyordu. Hamburg, daha iyi organize olmuş, topu daha iyi kullanmış ve daha inançlı bir oyun ortaya koymuştu. Alman ekibi, yıldızlar karması değildi belki ama çalışkanlıkları sayesinde başarıya ulaşmıştı. Dietmar Jakobs’a göre:

Kadromuzda bizi bir arada tutacak, tek bir bütün olarak oynamamızı sağlayacak doğru karakterler vardı.

Bu başarıyı sadece oyunculara ya da teknik adama yüklemek doğru olmaz ancak Happel’in rolünün çok büyük olduğunu kabul etmemiz gerek. İtiraf etmeliyiz ki Hamburg’da süper yıldızlar yoktu ancak daha önce de takım oyunuyla başarı kazanan ekipler olmuştu. Son örnek, 80’de Hamburg’u mağlup eden Nottingham Forest’tı. İngiliz ekibinde Clough’un başardığını, Hamburg’da Happel gerçekleştirmişti.

Avusturyalı teknik adam, günümüze dek ancak 4 kişinin başarabildiği bir ünvana sahip olmuştu. Ottmar Hitzfeld, Jupp Heynckes ve Jose Mourinho ile birlikte, 2 farklı takımla Avrupa şampiyonluğu yaşayan teknik adamlardan birisiydi. Avrupa zaferlerinin yanı sıra, Hollanda, Belçika, Almanya ve Avusturya’da lig şampiyonlukları yaşamış, 78’de Hollanda’yı dünya ikinciliğine taşımıştı.

Happel tanıması zor bir adamdı. Basınla pek konuşmazdı. Oyuncusu Hrubesch’e göre, “Neşeli, futbol konusunda uzman, iyi bir insandı. Asla kendisinin patron, benim de oyuncusu olduğumu hissettirmezdi.” Happel’in futbol tutkusunu şu kelimeler çok iyi özetliyor:

Futbolsuz bir gün, kayıp bir gündür.

Ne yazık ki artık Happel ve Zebec aramızda değil. Zebec, alkole bağlı rahatsızlıktan 88’de, Happel ise kanserden dolayı 92’de aramızdan ayrıldı. Ancak hala ortaya koydukları disiplin, takım ruhu ve çalışma azmi, favori olarak görülmeyen takımları başarıya ulaştırmaya devam ediyor.

Kaynak:

The Rebel, The Grinder and The Grouch – Hamburger SV’s Golden Years

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir