Milan Galic’in Hikayesi

Savaş kamplarında ve yetimhanelerde geçen bir çocukluk… Büyük bir futbol yeteneği, onu Yugoslavya’nın en golcü 2. oyuncusu yaptı. Savaş bataklığından  futbolun zirvesine giden yolda Galic’in hikayesini anımsayalım.

8 Mart 1938’de, bugünkü Sırbistan’ın güneyinde yer alan Temerin’de dört kardeşin en küçüğü olarak dünyaya geldi Milan. Temerin, çoğunlukla Sırpların ve Macarların yaşadığı, yaklaşık 20 bin nüfuslu bir yerleşim yeri. Galic ailesi, buraya Bosansko Grahovo’dan gelmişti. Bu tercihleri, Milan’ın kaderini belirleyecekti.

Henüz 2 yaşına girmeden babasını kaybeden Galic, 1944 yılında da Ustaşalar yüzünden annesinden ayrılmak zorunda kaldı. 2. Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından desteklenen Ustaşalar, Yugoslavya topraklarında Sırp kıyımı yapıyordu. Hırvat faşistler, en iyi tahminle yaklaşık 300 bin Sırp’ı öldürmüştü. Bu yaşanan acı olaylardan 50 yıl sonra, bu kez Sırplar kıyıma girişirken, geçmişte yaşananları kendi yaptıklarını meşrulaştırmak için kullanıyordu.

Çocukluğu Bosna’da savaş kamplarında geçen Milan, savaş yüzünden kardeşlerinden de ayrı düşmüştü. Savaştan sonra Kanjiza, Mol, Titelu ve en son Zrenjanin’de yetiştirme yurtlarında kaldı. O çok sevdiği ve hayata tutunma yolu olan futbola da Zrenjanin’de başlıyordu.

İlk ve ortaöğretime Zrenjanin’de devam eden Milan, bir yandan da futbolcu olma yolunda adımlarını atıyordu. Yerel kulüp olan Proleter Zrenjanin, genç Milan’a kapılarını açmıştı. 1947’de kurulan ve 2005’de dağılıp FK Proleter 2006 adıyla yoluna devam eden kulüp, yakından tanıdığımız bazı oyuncuları da geçmişte bünyesinde barındırmıştı: Beşiktaşlı Dusko Tosic, 60’larda Partizan forması giyen Radoslav Becejac ve Sociedad’dan Nihat’ın partneri Darko Kovacevic, Zrenjanin formasıyla futbola adım atan önemli isimlerden.

1952’de Proleter genç takımının antrenörü Kolarov, Milan’ı takıma alıyordu. Artık üzerinde kramponları ve gerçek bir takım forması olacaktı Galic’in. Yeteneğini kısa sürede gösteren oyuncu, birkaç yıl sonra Yugoslavya genç milli takımlarında şans bulmuştu. 1955’de İtalya’da, 1956’da da Macaristan’da turnuvalara katılmıştı genç milli takım formasıyla. Toplamda 7 maça çıkmış, 2 gol atmıştı.

6 yıl Proleter Zrenjanin’de oynayan Galic, 20 yaşına geldiğinde ülkenin büyük kulüplerinden Partizan’a transfer oldu. Transfer olmadan önce takımını üst lige çıkarmak için mücadele vermiş olsa da, lige çıkma hakkını Sarajevo kazanmıştı. 1958/59 sezonuyla birlikte Partizan için ter dökmeye başlayan oyuncu, ilk 2 sezonunda şampiyonluk göremese de, 60’lı yılları zafer dolu yıllar olarak hatırlayacaktı.

Partizan’a yeni gelmiş olsa da, kısa sürede milli takım için dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı Galic. İlk sezonunda 10 maçta 7 gol atan Milan, 31 Mayıs 1959’da Belgrad’da Bulgaristan’a karşı oynanacak maçta kadroya alınmıştı. Maçta Yugoslavların sol tarafında 2 çiçeği burnunda milli, Partizanlı futbolcular Galic ile Mihajlovic yer alırken, sağ tarafta Sekularac ile Petkovic oynuyordu. Merkezde de tecrübeli yıldız Branko Zebec vardı. Bulgarlarda da önemli oyuncular oynuyordu: Najdenov, Rakarov, Abadjiev, Kolev, Panajotov…Romanyalı hakem maçı başlatan düdüğü çaldığında, Yugoslavlar maça müthiş bir hızla başlamıştı. Petkovic topu Zebec ile buluşturmuş, tecrübeli oyuncu da Galic’i görmüştü. Rakip savunmaya bir şimşek gibi dalan Galic, kaleci Najdenov’u da geçmiş ve ilk milli maçında ilk golünü atmıştı.

Tüm bunlar yarım dakikadan daha kısa sürede gerçekleşmişti. Yugoslav Futbol Federasyonu, golün 27. saniyede  atıldığını onaylamış, böylece Galic, Yugoslavya tarihinin en erken golünü atmış oluyordu.

Galic, hücumun her yerinde etkili olabilen bir oyuncu olsa da, daha çok solda görevlendiriliyordu. Hızı, çevikliği ve golcülüğüyle oynadığı takımlara güç katıyordu. İyi bir tekniğin üzerine agresif, cesur ve istikrarlı bir oyun ortaya koyan futbolcu, yıllarca Partizan ve Yugoslavya için en önemli oyunculardan birisi olmuştu.

Partizan formasıyla 281 maça çıkan oyuncu, 165 gol kaydetmişti. Ancak iyi bir golcü olmasına rağmen, gol kralı olmayı hiç başaramadı Yugoslav forvet. Şunu da unutmamalı ki siyah-beyazlı ekipte üçü üst üste olmak üzere toplam 4 lig şampiyonluğu kazanmıştı (61’, 62’, 63’ ve 65’).

Partizan tarihinin Avrupa’daki en etkileyici sezonunda (1965/66), Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde Real Madrid’e karşı mücadele etmişti Galic. Brüksel’de Heysel’de oynanan maçta efsanevi libero Vasovic’in golüyle 1-0 öne geçmelerine rağmen, İspanyol ekibi maçı 2-1 kazanmayı başarmıştı.

Yugoslavya milli takımı için de 51 kez forma giyen oyuncu, attığı 37 golle, 38 gollü Stjepan Bobek’in ardından milli takımın en golcü ismi olmuştu. Bobek’i örnek alan Galic, savaş öncesi dönemin büyük forveti, 57 maçta 36 gol atan Blagoje Marjanovic’i geçen 2 isimden biriydi artık.

Galic’in milli takım kariyerine daha detaylı baktığımızda, 1960 yılının çok parlak olduğunu görürüz. O yıl Roma’da düzenlenecek olan Olimpiyat oyunları elemelerinde Galic takımdaki yerini sağlama alıyordu. 11 Mayıs 1960’da Londra’da oynanan ve 3-3 biten maçta İngiliz ağlarına 2 gol birden atan oyuncu, Roma’daki oyunlarda takımına kaptanlık etmişti. Turnuvadaki her maçta gol atmayı başaran Galic, 6-1 biten Mısır ve 4-0 biten Türkiye maçlarında birer gol atarken, 3-3 biten Bulgaristan maçında hat-trick yapmıştı. Yarı finalde İtalya’ya uzatmalarda takımının tek golünü atmış ancak maç 1-1 bitmiş ve kura sonucu finale çıkmaya hak kazanan ekip Yugoslavya olmuştu. Finaldeyse rakip Danimarka’ydı.

Yugoslavların en erken golünü atan Galic, Danimarka’ya da benzer bir tarife uygulamamış ve maçın henüz 1. dakikasında takımını öne geçirmişti.  Matus ve Kostic’in gollerine son dakikada Nielsen’in verdiği karşılık yeterli olmayınca maçı ve altın madalyayı Yugoslavya kazanmıştı.

Aynı yıl, Olimpiyatlardan önce ilk Avrupa Uluslar Kupası düzenlenmişti. Ev sahibi ülke Fransa’ydı. Yarı finalde Avrupa Şampiyonaları tarihine geçen maçta Yugoslavya, ev sahibini 5-4 mağlup etmişti. İlk gol Galic’den gelmişti. Tıpkı yarı final gibi, finaldeki rakibi Sovyetler Birliği karşısında da Galic boş geçmemiş, takımı lehine 1 gole imzasını atmıştı. Ancak uzatmalarda gelen Sovyet golü, ikincilikle yetinmelerine neden olmuştu.

1962 Dünya Kupası çeyrek final maçı (Galic solda)
1962 Dünya Kupası çeyrek final maçı (Galic solda)

Bir sonraki önemli turnuva, 1962 Şili Dünya Kupası’ydı. Bu turnuva Galic’in forma giydiği tek Dünya Kupası’ydı. Şampiyonayı dördüncü bitiren Yugoslavya’da her maçta oynayan Galic, attığı 3 golle turnuvanın golcüleri arasına girmişti.

Yıllar sonra kendisine sorulduğunda, milli formayla attığı en önemli gol olarak, 14 Ekim 1962’de Macaristan’a attığı golü söylüyordu Galic. Yugoslavlar, Macarları o güne dek, 1931’den beri yenemiyordu. Son galibiyetlerini Belgrad’da 3-2’lik sonuçla almışlardı.

66’da Partizan ile zirveye ulaşan oyuncu, takımdan ayrılmış ve 1970’e kadar Belçika’da  Standard Liege forması giymişti. Burada 2 kez lig şampiyonluğu sevinci yaşadıktan sonra, kariyerine birkaç sezon daha Fransa’da Reims’de devam edip, 1973’de futbola son noktayı koymuştu.

Futbolu bıraktıktan sonra ülkesine geri döndü ve hukuk fakültesinden mezun oldu. Futboldan kopmadı, yıllarca federasyonda görev aldı.

13 Eylül 2014’te, Belgrad’da hayata gözlerini yumdu eski büyük golcü. Arkasında, hayatı 3-0 geride başlamasına rağmen zirveye ulaşan bir adamın hikayesini bıraktı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir