1966 Dünya Kupası Finali: İngiltere-Batı Almanya Maçı

Tarihe geçen pozisyonuyla, Dünya Kupası’nı futbolun beşiğine getiren maç. Maçın sonunda kupa kaptan Moore’un ellerinde yükselirken, iki ülke arasında müthiş bir rekabet başlıyordu.

Futbolun beşiğinde düzenlenen turnuvada finalin adı belirlenmişti: Ev sahibi İngiltere ile Batı Almanya karşı karşıya gelecekti. İngiltere, grup maçlarını lider tamamlamış ve çeyrek finalde Arjantin karşısına çıkmıştı. Bu maçta hakemin kötü yönetimi, oyun kalitesinin düşmesine sebep olmuştu. Sonuçta İngiltere 1-0 galip gelmeyi başarmış ve turnuvadaki en iyi oyununu sergileyeceği Portekiz ile eşleşmişti. Benficalı yıldızların taşıdığı Portekiz, turnuvaya damgasını vuruyordu ancak yarı finalde İngilizlere 2-1 boyun eğmekten kurtulamamıştı.

Batı Almanya da gruplardan yenilmeden çıkmış, çeyrek finalde Uruguay ile mücadele etmişti. Uruguay’ın 9 kişi kaldığı maç, Almanlar için sanılandan kolay geçmiş ve maç 4-0 bitmişti. Yarı finalde rakip Sovyetler Birliği’ydi. Haller ve Beckenbauer’in golleri, Batı Almanya’yı finale çıkarmıştı.

Almanya’da Helmut Schön takımını iyi tanıyordu. 6 maçta sadece 14 oyuncu kullanmıştı. Tek taktiksel değişikliği Lothar Emmerich’in fiziksel gücünden yararlanmak için Albert Brülls’ü değiştirerek yapmıştı. Schön’ün takımı oyunu kontrol etmeyi amaçlıyordu. Kendi oyununu sahaya yansıtırken, rakip bu oyuna engel olmaya çalışmakla meşgul oluyordu. Buna rağmen finalde bazı önlemler almak zorunda kalmış, genç Franz Beckenbauer’i rakibin usta ismi Bobby Charlton’ı tutmakla görevlendirmişti. Bu, bir yandan rakibin en yaratıcı ismini etkisiz hale getirirken, bir yandan da turnuvada 4 gol atmış kendi oyuncusunu hücumdan mahrum bırakıyordu.

Maça başlamadan önce gelen haber Almanları sevindirmişti. Finale kadar hazır olacağı düşünülen, dönemin en iyi İngiliz forveti sayılan Jimmy Greaves kadroda yoktu. Teknik direktör Alf Ramsey, takımın uyumunu bireysel yeteneğin üstünde tutmayı seçmişti. Bu, ünlü hocanın aldığı bir riskti. Sonuçta Greaves yerine West Ham Unitedlı Geoff Hurst oynayacaktı.

Takımlar sahaya şu kadrolarla çıkmıştı:

İngiltere: Gordon Banks, George Cohen, Jackie Charlton, Bobby Moore, Ray Wilson, Nobby Stiles, Alan Ball, Martin Peters, Bobby Charlton, Roger Hunt ve Geoff Hurst

Batı Almanya: Hans Tilkowski, Horst-Dieter Höttges, Willi Schulz, Wolfgang Weber, Karl-Heinz Schnellinger, Franz Beckenbauer, Siggi Held, Wolfgang Overath, Helmut Haller, Uwe Seeler ve Lothar Emmerich.

Maç başladığında Geoff Hurst, hocasının kararının doğru olduğunu ortaya koyuyordu. Güçlü yapısı, Alman savunmasını zorluyordu. Alman kaleci Hans Tilkowski’ye yaptığı müdahale, yarı final maçında sakatlanmış ve güçlü ağrı kesicilerle oynamak zorunda kalan oyuncuyu sakatlayabilirdi. Henüz oyuncu değişikliğine izin verilmediği bir dönemde (ilk kez 1970 Dünya Kupası’nda izin verilecekti) sakat bir kaleciyle oynamak Almanya için maçı kabusa çevirebilirdi. Ancak Tilkowski maça devam etti ve bu pozisyondan bir dakika sonra Martin Peters’ın şutunda gole engel oldu. Almanlar’ın atağında Ray Wilson oluşan hava topu mücadelesinde zamanlama hatası yapınca top Helmut Haller’in önüne gelmişti. Haller’in çok da güçlü olmayan şutu, ünlü kaleci Banks’i mağlup etmeye yetmişti. 12. dakikada sonuç 1-0 Batı Almanya lehineydi.

Haller ilk golü atıyor.
Haller ilk golü atıyor.

Devrenin sonuna dek 2 takım da taraftarlara güzel bir futbol sergilemekten uzak bir oyun ortaya koyuyordu. Tek istisna, İngiltere’nin ilk golden 5 dakika sonra verdiği karşılık olmuştu. Hurst’ün Alman ceza sahasında boş olduğunu fark eden efsanevi kaptan Bobby Moore, çabuk kullandığı vuruşla topu Hurst ile buluşturmuştu. Hurst de Tilkowski’yi mağlup etmiş ve skoru 1-1’e getirmişti.

İlk yarının son dakikalarında maç yine biraz hareketlenmişti. Wolfgang Overath’ın şutu Gordon Banks’den dönmüş, gelen topa Emmerich kötü bir şutla karşılık vermişti. Akabinde Uwe Seeler, takım arkadaşına ders verircesine yaklaşık 30 metreden harika bir şut çıkarmıştı ama Banks de aynı güzellikte topu çelmeyi başarmıştı. Taraftarlar İngiltere’nin yakaladığı her pozisyonda heyecanla bağırırken, Almanların pozisyonlarında sessizliğe bürünüyordu. İlk yarı berabere biterken, Banks’in performansı ortaya çıkıyordu.

İkinci yarıyla birlikte Londra’nın meşhur yağmuru da geri dönmüştü. İlk yarıda Karl-Heinz Schnellinger’in kontrolünde kalan Alan Ball, ikinci yarıda oyuna etkisini koymaya başlamıştı. Öte yanda, Dortmundlu Siggi Held de Almanları ateşlemeye çalışıyordu. İngilizler Bobby Charlton ile gole yaklaşmıştı. Tilkowski zor da olsa topu çelmeyi başarmış, dönen topa  yeniden vurmaya hazırlanan Charlton’a son anda Beckenbauer engel olmuştu.

Baskı altında oynamaya devam eden Tilkowski, kalesini 78. dakikaya kadar korumayı başarmıştı. Hurst’un sert şutu Dieter-Höttges’e çarpmış, dönen top adeta bir ikram gibi Martin Peters’a gelmişti. Alman savunması ağır kalınca, Peters topu Schnellinger ile Tilkowski’nin arasından ağlara yollamıştı.

Bu dakikadan sonra İngilizler klasik zaman yeme taktiklerine başvuruyordu. Maçın bitimine 4 dakika kala, Charlton maçı bitirme şansını yakalamıştı ancak kaygan zeminin de etkisiyle top dışarı çıkmıştı. 90 dakikayı düşündüğümüzde maçı İngiltere hak etmişti diyebiliriz ama maç o anda bitseydi, şimdiki efsanevi halini alamazdı. O ana kadar  maçı anlatan spikerin bile pek fazla dikkatini çekmemiş olan Wolfgang Weber, Jack Charlton’un yaptığı faulün sonucunda diğer Alman oyuncularla birlikte gol aramaya gelmişti. Maçta pek iyi oynamayan Emmerich topu ceza sahasına yollamış, oluşan karambolde topu arka direkte duran Weber İngiltere ağlarına yollamıştı.

Weber maçı uzatmaya götürüyor.
Weber maçı uzatmaya götürüyor.

Uzatmalardan önce takımıyla konuşan Ramsey, maçı daha önce kazanabileceklerini, ancak hedefin değişmediğini, yine kazanacaklarını söylüyordu. Öte yanda Schön, maçın bitmediğini, 30 dakika daha süreceğini söylüyordu.

Uzatmalarda iki taraf da çok yorgun olmasına rağmen, İngilizler daha güçlü görünüyordu. Bobby Charlton, Tilkowski’yi zorlamaya devam ederken, Almanların ayakta kalan tek ismi Held’di. 112. dakikada ceza sahasının sağından gelen ortada altıpas üzerinde topla buluşan Hurst, topu kontrol eder etmez dönmüş ve vuruşunu yapmıştı. Üst direğe çarpan top, yerden sekmiş ve Alman savunması topu uzaklaştırırken, İngilizler gol diyerek ellerini kaldırmıştı. Gol olup olmadığını görmek neredeyse imkansızdı ancak hakem Gottfried Dienst, yan hakem Sovyet Tofik Bahramov’a danışıp gol kararını vermişti. Uzun yıllar sürecek olan tartışmalar beraberinde pozisyonun gol olup olmadığını belirlemek üzere yapılan çalışmaları getirmiştir.

Gol mü değil mi?
Gol mü değil mi?

Almanlar, rakiplerine karşılık veremeyecek kadar yorgundu. Maçın sonucunu belirleyen gol, son dakikada gelecekti. İngiltere’de Bobby Moore, her zamanki gibi harika bir oyun ortaya koyuyordu. Oyunu okumadaki üstün yeteneği, ağırlığını verdiği etkiyi kapatıyordu. Ball’dan aldığı topla ilerleyen Moore, ileriye hareket eden Hurst’ü fark etmiş ve attığı uzun pasla yıldız forveti topla buluşturmuştu. Yorgun Hurst, onu takip etmeye çalışan Overath’ı geride bırakmış, son gücüyle topu kaleye yollamıştı. Top öyle güzel bir yere gitmiştti ki, Tilkowski çaresiz kalmıştı.

Yaklaşık 100 bin taraftarın önünde oynanmış bu maç, kupayı 4 yıllığına İngiltere’ye taşımıştı ancak bu, günümüze dek kazanacakları tek kupa olacaktı. Almanların önünde ise daha birçok final ve zafer vardı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir