1954 Dünya Kupası Finali: Macaristan-Batı Almanya

Tarihe ‘Bern Mucizesi’ olarak geçen maçta, Batı Almanya, Macarların altın kadrosuyla karşı karşıya gelmişti. Maçın sonunda, bir yanda şampiyon olarak anılacak Almanya; diğer yanda ise şampiyon olamayan en iyi takım olarak anılacak Macaristan…

Fritz Walter (solda) ve Ferenc Puskas
Fritz Walter (solda) ve Ferenc Puskas

Batı Almanya’nın Dünya Kupası koleksiyonu her ne kadar çok etkileyici olsa da, kazandığı finaller düşünüldüğünde, onları kazanan olarak gördüğümüzde aynı coşkuyu duymamaya başlıyoruz. 1954 ve 1974’de turnuvanın ve futbol tarihinin en iyi 2 takımını yenmiş, 1990 finalinde ise finaller tarihinin en sıkıcı maçını oynayarak zafere ulaşmıştı. 54’deki rakibi, Macarların altın kadrosu, dönemin en iyisiydi. 31 maçtır yenilmiyorlardı ki içlerinde İngilizlere karşı alınan 2 farklı galibiyet yer alıyordu. Çeyrek ve yarı finalde, son kupanın finalistleriyle oynamak zorunda kalmışlardı. Ancak grup maçında Almanya’yı 8-3 yenseler de, finalde kazanan Almanya olmuştu.

Söylenir ki Almanların hocası Sepp Herberger, Macarları sınamak için isteyerek zayıf bir ekiple çıkmış grup maçına. Bu yüzden gruptan çıkabilmek için ekstra bir play-off maçı oynamak zorunda kalacaklardı. Öte yandan, bir üst turda Brezilya’ya karşı rakip olmaktan da kurtulacaklardı. Gerçekten böyle düşünmüş olabilir mi usta hoca? 2 maçta Alman kadrosunda kaleci dahil 5 değişiklik vardı ancak takımın yıldız oyuncuları ve savunması yerini korumuştu. Ayrıca, böyle farklı bir yenilginin takımın moralini ne kadar düşüreceğini de hesaba katmalıyız. Bir dezavantaj da, play-off maçı oynamak zorunda kalmaları. Rakip dinlenirken, Almanlar ekstra bir maç daha yapmak zorunda kalmıştı. Eğer Herberger böyle bir plan yaptıysa, büyük risk almış demektir. Tüm bunların yanında, Alman takımı yeni bir ekipten oluşuyordu. 22 kişilik takımda sadece 6 isim, milli formayı 10’dan fazla kez giymişti. Böyle bir durumda milli takım kadrosunda deneme-yanılma yapmış olmasını da anlayabiliyoruz.

Gruptaki karşılaşmalarının önemli bir sonucu daha olmuştu. İlk yarıda Alman defans Jupp Posipal, Ferenc Puskas karşısında çaresiz kalınca, 2. yarıda onun görevini Werner Liebrich üstlenmişti. Liebrich’in sert oyunu ve Puskas’a yaptığı foul, Macar yıldızın final maçına dek bir daha oynayamamasına yol açmıştı. Macarlar, en büyük yıldızları olmadan kazanmak zorundaydılar. Çeyrek finalde Brezilya’yı, yarı finalde de uzatmalar sonucunda Uruguay’ı 4-2 ile geçmeyi bilmişlerdi.

Final maçı, televizyondan canlı yayınlanan ilk Dünya Kupası finali oluyordu. Belki bu yüzden stad tamamen dolu değildi. Puskas’ın yeniden hazır olduğu söyleniyordu ve takıma geri dönmüştü. Takımların kadroları şu şekildeydi:

Macaristan: Gyula Grosics, Jenõ Busánsky, Mihály Lantos, Gyula Lóránt, Jósef Bozsik, József Zakárias, Sándor Kocsis, Ferenc Puskás, Zoltán Czibor, Nándor Hidegkuti ve Mihály Toth.

Batı Almanya: Toni Turek, Werner Kohlmeyer, Jupp Posipal, Horst Eckel, Werner Liebrich, Karl Mai, Fritz Walter, Max Morlock, Ottmar Walter, Helmut Rahn ve Hans Schäfer.

Maça hızlı başlayan, Macarlar yerine Almanlar olmuştu. Gyula Grosics, Max Morlock’un kafa vuruşunu engellemiş, akabinde Hans Schäfer gole yaklaşmıştı. Macarlar kendine geldiğinde, Nándor Hidegkuti ile kaleye yönelmiş ancak Turek gole engel olmuştu. Ancak ilerleyen birkaç dakika içinde sonuç çok değişecekti.

Puskas şutunu atarken
Puskas şutunu atarken

İlk olarak, Sándor Kocsis’in şutu, Kohlmeyer’den sekmiş ve boş durumdaki Ferenc Puskas’a fırsat yaratmıştı. Usta sol ayak da takımını 1-0 öne geçirmişti. 2 dakika sonra, Kocsis’in Kohlmeyer’e yaptığı pres sonucunda, savunma oyuncusu topu kalecisi Turek’ vermiş, ama topu kontrol etmeyi başaramayınca Zoltán Czibor 2. golü atmıştı. Macarlar ilk 10 dakika dolmadan 2-0 öne geçmişti.

Herkes grup maçının tekrar edeceğini düşünmeye başlamışken, Almanlar henüz maçın bitmediğini gösteriyordu. Almanya’nın kaptanı ve o dönem en çok forma giyen oyuncusu Fritz Walter, topu Macar ceza sahasına yollamış, ancak József Zakárias büyük bir hata yapmış ve topu uzaklaştıramamıştı. Topu alan Morlock, rakibin geçmiş ve topu ağlara yollamıştı. Almanlar golden sonra da baskıya devam ediyordu. Walter’in 2. asistini Helmut Rahn gol yapmış ve 18. dakikada maç 2-2 olmuştu. Bu sürede Czibor farkı açma şansını kaçırmış ve attığı şut auta çıkmıştı.

Pozisyonunun en iyilerinden Hidegkuti, kaleci Turek’i yakın mesafeden zorlamış ancak kaleci gole izin vermemişti. Usta forvetin bir sonraki denemesi ise direğe takılmıştı. Almanlar ise oyundan kopmamış, Macar ataklarına karşılık veriyordu. Grosics, Schäfer’in şutunu kurtarırken, Rahn’ın direği sıyıran vuruşunu seyretmek zorunda kalmıştı. Bu pozisyonlarla birlikte ilk yarı sona eriyordu.

Macarlar 2. yarıya bombardımanla giriyordu. Czibor kaleyi birkaç kez yoklamış, birisinde Liebrich şuta engel olurken, diğerinde Turek başarılıydı. Puskas’ın 2 denemesi olmuştu ancak asıl tehlike yaratan, Bozsik’in direği sıyıran füzesi olmuştu. Dakikalar geçtikçe, Macarların atakları da sürmeye devam ediyordu. Toth’un şutunu önce Posposil engellemiş, 2. denemesinde ise Kohlmeyer savuşturmuştu. Puskas’ın sert şutu neredeyse gol olacaktı ki kaleci Turek ayağıyla buna engel olmuştu. Eğer Turek birkaç santim yanda olsaydı, top bacaklarının arasından ağlara gidecekti. Bu arada, Almanlar da müthiş bir savunma yapıyordu. Nidegkuti, Horst Eckel’in savunması yüzünden etkisini kaybetmişti.

Macarlardan bir türlü gol gelmeyince, Almanların da kendine olan güveni artmıştı. Grosics, Fritz Walter’den gelen şutu kornere çelerken, Rahn’ın şutunda topu kontrol etmeyi başarmıştı. Maçın bitimine 6 dakika kala, maçın sonucunu belli eden ve herkesi şaşırtan gol geliyordu. Schäfer’in ortasını Macarlar uzaklaştırmayı başaramamış, top Rahn’a gelmişti. Topu sol ayağına almış, Lantos’u geçmiş ve topu sert bir vuruşla Grosics’in kalesine yollamıştı.

Rahn, Grosics'i mağlup ediyor.
Rahn, Grosics’i mağlup ediyor.

Maçın bitimine 2 dakika kala, Puskas bir gol atmıştı ancak ofsayt gerekçesiyle bu gol sayılmamıştı. Son şanslarında Czibor kaleci Turek’i geçmeye çalışmış ancak başarılı olamamıştı. Tarihe ‘Bern Mucizesi’ olarak geçecek maç sonuçlanmıştı.

Puskas gerçekten maça hazır mıydı? Maçın başlarında 2. golünü atmaya çok yaklaşmıştı ancak Liebrich’in müdahalesi gole engel olmuştu. Maçın geri kalanında çok sıkı markaj altında kalmıştı. Mecburen geriye gelmek zorunda kalmış ve etkinliği azalmıştı. Eğer sakatlık yaşamasaydı, 100% hazır bir Puskas sonucu rahatlıkla değiştirebilirdi. Maçtan sonra rakibe doping kullandıkları suçlamasında bulunacaktı efsanevi 10 numara. Bu hiçbir zaman ispatlanamadı. Puskas da ilerleyen yıllarda bu yorumundan dolayı özür dileyecekti. Neler olduğunu bilmiyoruz ancak gerçeğe daha yakın olan düşünce, Macarların çeyrek ve yarı final mücadelelerinde çok yıpranmış olması olabilir. Ayrıca, Alman kaleci Turek’in performansı da galibi belirledi diyebiliriz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir