1930 Dünya Kupası Finali: Uruguay-Arjantin Maçı

30 Temmuz 1930, ilk Dünya Şampiyonu’nun belirlendiği tarih olmuştu. 2 Güney Amerika ülkesinin gergin bir atmosferde geçen mücadelesinde gülen taraf ev sahibi Uruguay’dı.

İlk Dünya Kupası finali, bu muhteşem mücadele için inşa edilmiş olan, Montevideo’daki Monumental stadında oynanmıştı. Evsahibi Uruguay, 1928 Olimpiyat finalinde de karşılaşıp yendiği Arjantin ile yeniden rakip olmuştu. İki ekip de yarı final mücadelelerini sırasıyla Yugoslavya ve ABD karşısında 6-1 ile almıştı. İki Güney  Amerika ekibi, 1920’lerde henüz Brezilya’nın pek fazla ortalıkta görünmediği yıllarda kıtanın en büyük rekabetini yaşıyordu. Kıtadaki son karşılaşmaları, 1929’da olmuş ve Arjantin 2-0 üstün gelmişti.

Uruguay kaptanı Nasazzi (sağda) ve Arjantin kaptanı Ferreira

Her iki ekibin üzerinde de yoğun bir baskı vardı maç öncesinde. Üstelik Arjantinli oyuncular öfke dolu tacizlere maruz kalıyordu. Gerilim öylesine yoğundu ki, Arjantinli oyuncular, maçı kazandıkları takdirde neler olacağından endişe duyuyordu. Arjantin’in en önemli oyuncularından birisi, bir sonraki Dünya Kupası’nda İtalya ile zafere ulaşacak olan San Lorenzolu defansif orta saha Luis Monti idi. Harika bir turnuva geçirmiş, sert ama istikrarlı oyun tarzıyla döneminin en iyilerinden birisiydi. Finale gelesiye kadar, kendisi ve ailesine birkaç kez ölüm tehdidi gelmişti. Finalde alışılan performansını ortaya koyamamış, Arjantin’in yenilgisi de birçokları tarafından buna bağlanmıştı. Bazı komplo teorilerine göre, tehditler İtalyan ajanları tarafından gelmişti çünkü Mussolini onun İtalya için oynamasını istiyordu. Turnuvadan hemen sonra, Monti Juventus ile sözleşme imzalamış, üst üste şampiyonluklara ulaşırken, daha da önemlisi, İtalya ile 1934 Dünya Kupasını kazanmıştı.

2 ülke arasındaki gerilim sadece taraftarlar arasında yaşanmıyordu. Amsterdam’daki Olimpiyat finali öncesinde Arjantin ulusal marşısın seslendiren Efsanevi Arjantinli Tango sanatçısı Carlos Gardel, iki tarafı Tangoyla sakinleştirmeyi amaçlamış ancak bu girişim bile Arjantinli Raimundo Orsi ile Uruguaylı Leandro Andrade’nin kavga etmesine engel olamamıştı.

Maça geldiğimizde, Monumental’da 93 bin fanatik taraftar başkenti inletiyordu adeta. Binlerce insan Buenos Aires’den gelmeye çalışmış, maça giremeyenler radyoların başına geçmişti. Atmosfer öyle gergindi ki, maçın Belçikalı hakemi Jan Langenus FIFA’dan kendisini korumasını rica etmişti. Maçtan hemen sonra da sahayı terk etmiş ve Avrupa’ya giden bir gemiye binmişti. Maç henüz başlamadan bile ona iş düşmüştü çünkü 2 taraf da kendi topuyla oynamak istemişti. Langenus’un çözümü, 2 topun da birer devre sahada kalması yönünde olmuştu.

Estadio Monumental (Kaynak nydailynews)
Estadio Monumental (Kaynak nydailynews)

Takımlar sahaya şu kadrolarla çıkmıştı:

Uruguay: Ballesteros, Nasazzi, Mascheroni, Andrade, Fernandez, Gestido, Dorado, Scarone, Castro, Cea ve Iriarte.

Arjantin: Botasso, Della Torre, Paternoster, J. Evaristo, Monti, Suarez, Peucelle, Varallo, Stabile, Ferreira ve M. Evaristo.

Arjantin 11’i, maçtan önce güç kaybetmişti çünkü santraforu “Pacho” Varallo sakatlanmıştı ancak Arjantin Futbol Federasyonu’nun ısrarıyla sahaya çıkmıştı. Ne var ki henüz 10 dakika geçmemişken dizine müthiş bir ağrı saplanmıştı. O zamanlar oyuncu değişikliği yasak olduğu için Arjantin maçın geri kalanını adeta 10 kişi oynamak zorunda kalmıştı.

Evsahibinin beklentilerini boşa çıkarmamacasına Uruguay, Pablo Dorado’nun golüyle 1-0 öne geçmişti. Fakat işler bir süre sonra değişmiş, tekniğiyle ön planda olan Carlos Peucelle önce takımına beraberliği getiren golü atmış, ardından kupanın gol kralı olacak olan Guillermo Stabile, dar bir açıdan attığı güzel golle takımını 2-1 öne geçirmişti. Bu, Stabile’nin turnuvada attığı 8. gol olmuştu.

İşin tuhaf yanı, Stabile kadroya baştan alınmamış, daha sonra, Martin Palermo rekorunu kırasıya dek Boca’nın en golcü oyuncusu olacak olan Roberto Cherro’nun yerine dahil olmuştu. Stabile ilk maçında Meksika karşısında hat-trick yaparak herkesi etkilemişti.

2. yarıda Uruguaylılar yenilenmiş, motive olmuş bir şekilde sahada yerini alırken, Arjantinlilerin üzerindeki baskı artmışa benziyordu. Üstelik, Uruguay çok da sert bir oyun sergiliyordu. Arjantin kalecisi Botasso aldığı sert darbeden sonra neredeyse ayakta durmakta bile zorlanıyordu. Yine de Arjantin kaptanı Manuel Ferreira, maç sonrasında Uruguay’ın zaten her zaman sert oynadığını söylemişti. Uruguaylı hücum oyuncusu Pedro Cea da bunun bir Dünya Kupası finali olduğunun altını çiziyordu.

Uruguay maça Cea’nın golüyle geri dönmüştü. 68. dakikaya geldiğimizde ise Santos Iriarte, uzaktan attığı şutla takımını 3-2 öne geçirmişti. Arjantin, rakibi karşısında baskı uygulamaya çabalasa da, Jose Nasazzi ve Jose Andrade’nin taşıdığı katı Uruguay savunması direniyordu. Ve sonunda, futbolda alışık olduğumuz klişe bir kez daha karşımıza çıkmış, atamayana atarlar sözü hayat bulmuştu. Maçın son dakikasında kontra atakla gelen Castro’nun golü, maçın sonucu tayin etmişti: 4-2.

Jose Nasazzi, Julet Rimes kupasını kaldırırken, Uruguay tarihin ilk şampiyonu olmanın gururunu ve sevincini yaşıyordu. Maçtan sonraki gün, ülkede ulusal tatil ilan edilmişti.

Arjantin’de ise hissedilen bambaşkaydı. Hayal kırıklığına uğramış t araftarlar konsolosluk binasına saldırmış ve 2 ülke arasındaki diplomatik ilişkiler oldukça zarar görmüştü.

2 ülke arasındaki rekabet, bu maçtan da etkilenerek günümüze dek sürecek, birçok kez önemli maçlarda karşı karşıya geleceklerdi. Uruguay, hala bir Dünya Kupası kazanmış en düşük nüfuslu ülke olma özelliğini koruyacaktı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir