1970 Dünya Kupası Yarı Finali: İtalya-Batı Almanya Maçı

Büyüklerimizden dinlediğimiz kadarıyla yüzyılın en güzel maçlarından birisidir bu maç: 1966’nın şanssız ikincisi Batı Almanya ile 1968 Avrupa Şampiyonu gök mavililer. Gelin Meksika’da hayatın durduğu 90 dakikayı yeniden anımsayalım.

Kaptanlar Facchetti ile Seeler
Kaptanlar Facchetti ile Seeler

Batı Almanya sahada Maier, Schnellinger, Beckenbauer, Schulz, Vogts, Seeler, Overath, G.Müller, Patzke (Held), Loehr (Libuda), Grabowski on biriyle oynarken; İtalyanlar ise Albertosi, Burgnich, Facchetti, Cera, Rosato (Poletti), Bertini, Riva, Domenghini, Mazzola (Rivera), De Sisti ve Boninsegna ile mücadele etmiştir.

Batı Almanya oldukça iyi bir kadroyla bu kupaya gelmiştir. Henüz yaşı 25 olmasına rağmen, uluslararası arenada oldukça tecrübeli Kaiser; son Dünya Kupası’nı oynayan ve hala takım kaptanı olan Hamburg efsanesi Uwe Seeler ve Bayern’in durdurulamaz bombacısı Gerd Müller kadronun en önemli isimlerindendi. (oyun kurucu Wolfgang Overath’ı da unutmamak lazım.) Kupaya Müller’in müthiş formuyla başlarlar. İlk 3 maçta 7 gol atan müller, Almanya’nın Peru, Bulgaristan ve Fas’ı geçmesini sağlar.

Çeyrek finale gelindiğinde, Almanlar 66’nın rövanşı niteliğinde İngilizlerle karşılaşırlar. 1966’daki kadroya nazaran daha iyi bir takıma sahip olan İngilizler, Meksika’nın atmosferine uyum sağlamakta zorlanmalarıyla birlikte, bu sefer güçlü Almanlara direnememiş, 2-0 öne geçtikleri karşılaşmayı Alf Ramsey’in kararlarının da etkisiyle 3-2 kaybederek Almanlara yarı final biletini vermişlerdir. (Bu maçı bir başka yazımda ele alacağım.)

İtalyanlar ise uzun süre dünya kupalarında başarılı sonuçlar alamamış bir takım görünümündeydi. Antrenör Feruccio Valccareggi, “catenaccio” sistemiyle oynayan güçlü bir takım yaratmayı başarmıştı. Ortasaha virtüöz, altın çocuk Gianni Rivera’nın komutuna bırakılmıştı. Forvette de Gigi Riva gibi çok önemli bir santrafora sahiplerdi. Son avrupa şampiyonu olan takım, bu sefer gözünü dünya şampiyonluğuna gözünü dikmişti.

“Catenaccio” stili oyunlarıyla, her zamanki gibi gruplara iyi başlamamış, ilk 2 maçlarında Uruguay ve İsrail ile golsüz beraberlik alan azzurolar, son maçlarında İsveç’i 1-0 yenerek çeyrek final vizesi almayı başarmıştı. Çeyrek finalde ise, hücum gücünü gösterip ev sahibi Meksika’yı 4-1 ile geçen italyanlar, yarı finalde Batı Almanya ile karşılaşma hakkını kazanmıştı.

Tamamen dolu Azteca stadında, maça iyi başlayan taraf İtalyanlar oldu. 8. dakikada İnterli Boninsegna, Alman ceza sahası dışından sol ayağıyla kaleci Maier’i avlamayı başarmış ve takımını 1-0 öne geçirmişti. Bundan sonrası, İtalyanların katı savunması ve Almanların dinmek bilmeyen ataklarıyla geçecekti. Sadece Alman seyirciler için değil, futbolu eğlence olarak gören tüm futbol aşıkları için heyecanlı bir bekleyiş başlamıştı. Bir tarafta sert ve katı futboluyla İtalyanlar; öte tarafta İtalyanlara nazaran göze daha hoş gelen bir futbol sergileyen Almanlar. Burada Berti Vogts için bir parentez açmam gerek. İtalyan sertliğine en yakın Alman isim oydu bu maçta. Onun dışında İtalyanların Almanlara karşı sert oynadığını söyleyebilirim.

2. yarıda da Alman akınları sürmeye devam etti. Oyun İtalyan yarı sahasına yığılmış, kalecinin Alman bombalarını bertaraf etmesiyle süre azalmaya devam etmekteydi. Kaiser bu maçta da ileri çıkışlarını gösterdi taraftarlara. Omzundan sakatlanmasına rağmen, harika sağ ayağıyla oyunu idare etmeyi sürdürdü İmparator. Almanların ileri ucu ise, heyecanın zirve yaptığı bölgeydi. Bombacı sürekli gol arayışındaydı ve değerlendiremediği pozisyonlar olmuştu. Derken, dakika 90 olduğunda, Milanlı savunma “volkswagen” lakaplı Karl-Heinz Schnellinger, Grabowski’nin ortasını değerlendirerek, maçı uzatmaya götüren golü atmıştı. Bir başka deyişle, Gerd Müller, Uwe Seeler gibi isimlerin yapamadığını bu tecrübeli defans oyuncusu başarmıştı. Ayrıca bu pozisyon, maç boyunca katı italyan savunmasının yaptığı az sayıda hatadan birisiydi.

Maç boyunca Almanlar sürekli atak yapmış ve yorgun düşmüşlerdi. Fakat atakları uzatmalarda da onları öne taşımaya neden olacaktı. 94. dakikada, kaleci Enrico Albertosi ve savunma Fabrizio Pelotti arasındaki anlaşmazlığı çok iyi değerlendiren ve ne kadar fırsatçı bir golcü olduğunu gösteren Gerd Müller, ülkesini 2-1 öne geçirmeyi başarmıştı. Yorgunluğun da etkisiyle, İtalyanlar direnci düşük Alman savunmasına karşı ataklar yapmaya başlamışlardı. 98. dakikada, Alman savunmasının topu önüne attığı Burgnich, topu Alman ağlarına yollamıştı. Durum tekrar 2-2 olmuştu. İlk uzatmanın son dakikasına girerken, İtalyanlar yakaladıkları kontra atağı, ceza sahasına soldan giren Riva’nın köşeye attığı ve Maier’in yapacağı birşeyin kalmadığı şutla 3-2 öne geçmişlerdi. Maç 15 dakikada 2 defa yön değiştirmişti…

110. dakikada, yine fırsatçılığını kullanan bombacı, attığı kafa golüyle 3-3’lük beraberliği getirmişti. Fakat Almanların sevinci çok kısa sürecekti. Santra vuruşunu yapan İtalyanlar, Almanlara topu hiç vermeden, soldan gelen Boninsegna’nın içeri atacağı topa Rivera’nın vurmasıyla galibiyeti elde etmişlerdi.

(Kaynak: www.buzzle.com)
(Kaynak: www.buzzle.com)

Bu maçın sonucunda İtalyanlar finalde belki de tarihin en iyi takımı olan Brezilya ile karşılaşma hakkını kazanırken, Almanlar şampiyonluk için 4 yıl daha beklemek zorunda kalacaklardı.

Bu maça dair bir anekdotta denir ki: “Acapulco yakınlarındaki bir hapishanede, maç sırasında 23 mahkumun kaçışı fark edilmemiştir.” Öyle bir maçtır işte bu…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir