1958 Dünya Kupası Finali: İsveç-Brezilya Maçı

1958 Dünya Kupası, Dünya futbolunda yeni bir devrin başlangıcını ilan ediyordu. 1970’de zirveye çıkacak olan Brezilya, henüz 17 yaşında olan bir gencin adımlarıyla ilerliyordu. Bu maç, tarihin en gollü finali olacaktı…

Bu maça çıkan kadrolar şu şekildeydi:

Brezilya : Gilmar, D. Santos, N. Santos, Zito, Bellini, Orlando, Garrincha, Didí, Vavá, Pelé, Zagallo

İsveç : Svensson, Begmark, Axbom, Börjesson, Gustavsson, Parling, Hamrin, Gren, Simonson, Liedholm, Skoglund

1954’te çeyrek finalde Macarlara kaybeden Brezilyalılar, 1958 için daha iyi bir hazırlık dönemi geçirmişti. Sahip olduğu parlak yıldızlarla kupada başarılı olmayı hedefliyorlardı.

Fakat, kupaya çok iyi başladıkları söylenemez. ilk maçta Jose Altafini’nin 2 gol attığı maçta Avusturya’yı 3-0 yendiler. Akabinde, İngilizlerle 0-0 berabere kaldılar ki bu beraberlik, dünya kupalarının ilk golsüz beraberliği olarak tarihe geçti.

3. maç güçlü Sovyetler Birliği ile olacaktır. Bu maç öncesi, antrenör kadroya 2 yeni ismi dahil etmiştir. Botafogolu kanat oyuncusu, dripling yeteneğiyle göze çarpan Garrincha ve Santos’un 17 yaşındaki golcüsü Pele. Her ne kadar bu oyuncular Sovyetler Birliği’ne karşı alınan 2-0’lık galibiyette gol atamasalar da önemli bir oyun ortaya koymuşlardır. Sovyet kaptan Igor Netto, Brezilyalıların oyunundan çok etkilendiğini belirtmiştir.

Garrincha ve Pele yan yana
Garrincha ve Pele yan yana

Bu maç, Brezilya futbolunun güzel futbolun sahnesi olduğunu ortaya koyduğu maçlardan birisi olmuştur. Bu maça gelmeden; çeyrek finalde Pele’nin golüyle Galler’i 1-0 geçen sambacılar, yarı finalde belki de Fransa futbol tarihinin en iyi kadrosunu 5-2 ile geçmişlerdi ki o kadro içinde turnuvanın rekortmen gol kralı Just Fontaine’i barındırıyordu. Fransa’yı yendikleri bu yarı final maçında Pele de 3 gol atmıştı. Finale geldiklerinde, herkes bu muhteşem takımı izlemeye hazırdı…

Öte yandan, İsveç de grup maçlarında başarılı bir performans sergilemişti. Meksika ve Macaristan’a karşı alınan galibiyetleri Galler beraberliği takip etti. Çeyrek finale gelindiğinde, Sovyetler Birliği’ni 2-0 mağlup ettiler. İsveç sadece ev sahibi olma avantajından yararlanmıyordu, aynı zamanda oldukça iyi futbolculara sahipti. Kurt Hamrin ve Gre-No-Li üçlüsünden Gunnar Gren ve Nils Liedholm takımın en önemli oyuncularıydı. Yarı finalde, son şampiyon Batı Almanya karşısına çıkmıştı bu İskandinav ülkesinin. Turnuva boyunca takımlarının oyununa heyecanını pek göstermeyen İsveç taraftarı, futbol tarihlerinin en iyi mücadelelerinden birinin sonucunda büyük bir çoşku duymuştu. Batı Almanya’yı 3-1 ile geçen İsveç, kendi evindeki kupada finale yükselmeyi başarıyordu.

Bu final maçı, televizyondan canlı yayınlanan ilk final maçı olma özelliğini taşımaktadır. Dolayısıyla, milyonlarca taraftar ekranları başında, gün boyu yağan yağmurun etkisiyle ev sahibi takıma avantaj getirmesi beklenen bu maçı izleme şansına sahip olmuşlardı. Dakika 4 olduğunda, bu beklentileri haklı çıkaracak şekilde İsveç ilk golü bulan taraf oldu. Nils Liedholm, 2 Brezilyalıyı zarifçe çalımladıktan sonra düzgün bir vuruşla topu kalecinin sağından köşeye bırakmıştı. Bu sonuçla, Brezilyalıların kupa boyunca mağlup duruma düştükleri ilk an gerçekleşmişti. Akabinde Brezilyalıların nasıl oynayacağı merakla bekleniyordu. Usta oyun kurucu Didi’ye göre sakin olup topu muhteşem sağ açıkları Garrincha’ya vermeleri gerekiyordu. Ve kısa sürede Brezilyalılar kendini toparladı. Sağdan Garrincha’nın keskin driplingleri İsveç savunmasını çok zorluyordu. Derken bu girişimler meyvesini verdi ve önce 9. dakikada, daha sonra 32. dakikada birbirinin karbon kağıdı kopyası olan 2 golle Brezilya 2-1 öne geçti. Gollerde en büyük pay, topu sağdan getirip içeri sertçe Vava’ya yollayan Garrincha’daydı.

Garrincha sağdan gol pasını vermek üzere
Garrincha sağdan gol pasını vermek üzere

İlk yarısı 2-1 Brezilya lehine sonuçlanan karşılaşmada 2. yarı tamamen Brezilya fırtınası şeklinde geçecekti. 2. yarının başlamasıyla birlikte uzun bir süre yarı sahasından top çıkaramayan İsveç, Brezilya’ya daha fazla dayanamayarak 55. dakikada Pele’nin golüne teslim etti kalesini. İnanıyorum ki, bu gol dolayısıyla İsveç santra vuruşu yapmasaydı, Brezilya yarı sahasına topu asla taşıyamayacaklardı.

Pele’nin dünya kupası finalinde attığı bu ilk gol, kupa tarihinin en güzel gollerinden birisi olma özelliğini taşıyordu.

68. dakikada, İsveç savunmasının hatasını değerlendiren Mario Zagallo, takımını 4-1 öne geçirdi. Bu dakikada ellerini başına götüren Vava, şampiyonluk heyecanını iyiden iyiye yaşamaya başlamıştı. İsveç artık kaybetmişti. Maçın bitimine 10 dakika kala Simonsson’un attığı gol sonucun sayısal değeri dışında birşeyi değiştirmeyecekti.

Hakem son düdüğü çalmak üzereyken, Pele bir kez daha sahneye çıktı ve attığı kafa golüyle hem Brezilya’nın şampiyonluğunu tescil etmiş oldu, hem de attığı 6 golle Brezilya’nın kupada en golcü oyuncusu olma özelliğini kazandı (hatırlayın, bunu yaparken daha 18 yaşında bile değildi…).

Son söz olarak; kupa tarihinde sportmenliğin ön plana çıktığı, en az vukuatlı kupalardan birisi oldu. İsveçliler Brezilya’yı kutlarken, Brezilyalılar da büyük bir İsveç bayrağıyla zafer turunu atmışlardı.

Bir not daha düşmek gerekir: Brezilya’lıların son anda hazırladıkları mavi renkli formalarıyla sahaya çıktığı finaldir. İsveç de Brezilya gibi sarı renkli bir formaya sahipti. Brezilya ise, yanında yedek forma getirmediği için, sarı formalarındaki amblemi söküp, Stokholm’de son anda aldıkları mavi t-shirt’lere dikerek hazırladıkları formayla oynamışlar.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir