Asprilla’nın Gecesi: 17 Eylül 1997 Newcastle United-FC Barcelona Maçı

1997/98 sezonu Şampiyonlar Ligi ilk haftasında oynanan C grubu mücadelesinde, izleyiciler sürpriz bir sonuçla karşılaştı. Van Gaal’in Barcelona’sı ile Dalglish’in Newcastle’ı biz futbolseverlere heyecan dolu bir maç izletirken, maçın kahramanı Kolombiyalı bir forvet olmuştu.

Maçı anlatmaya geçmeden önce 2 takıma da kısaca değinmek gerekirse: Newcastle’da 3 Liverpool efsanesi bir araya gelmişti. O gün sahada yerini alan Barnes, forma şansı bulamayan Rush ve takımın başında Dalglish…Barcelona da Ronaldo’yu Inter’e sattıktan sonra yerine aldığı Rivaldo ile rakiplerine korku salan bir ekip olmayı sürdürüyordu.

2 ekibin sahaya çıktığı on birler şu şekildeydi:

Newcastle: Given, Barton, Beresford, Batty, Lee, Barnes, Asprilla, Tomasson, Gillespie, Watson ve Albert.

Barcelona: Hesp, Celades, Sergi, Nadal, Reiziger, Amunike, De la Pena, Rivaldo, L. Enrique, Figo ve S. Anderson.

İlk yarı boyunca Newcastle ve Barcelona’lı oyuncuların sahaya dizilişi kabaca şu şekildeydi:

Maçın ilk önemli pozisyonunu Newcastle buldu. Savunmanın arkasına çapraz koşuyla kaçmayı başaran

Tomasson, usta ayak Barnes’ın ara pasıyla topla buluştu. Ceza sahasına girmeden sol ayağıyla şutunu attı Danimarkalı golcü ama top kalenin hemen yanından dışarı çıktı.

22. dakikada Barcelona’nın orta sahada topu kaybetmesi, İspanyollar adına pahalıya mal oldu. Jon Dahl Tomasson, geriden aldığı topu hızla savunmanın arkasına doğru koşan Asprilla’nın önüne yuvarladı. Barcelona kalecisi Hesp, Kolombiyalı golcüden ağır kalınca sonuç penaltı oldu. Bu tür penaltılarda her zaman kaleciyi hatalı görmüşümdür. Asprilla topu kalenin tersi yönüne doğru sürerken kalecinin onu düşürmesi büyük bir hata. Eğer faul yapmayıp Asprilla’nın hamlesini bekleseydi belki de golü kalesinde görmeyecekti. Olan oldu ve Asprilla penaltı vuruşunu gole çevirdi.

İlk golden yaklaşık 10 dk sonra İngilizler 2. golü buldu. De la Pena’nın sarı kart gördüğü pozisyon sonrasında serbest vuruşu kullanan Newcastle, topu sağ kanattaki Gillespie ile buluşturdu. Karşısına Sergi’yi alan Gillespie, çabukluğunu kullanarak sol bekin yanından ortasını açtı. Ön direkte altıpas bölgesine giden topa Asprilla kafayı çakınca, Newcastle 2-0 öne geçmiş oldu.

Tino kafayı çakarken...
Tino kafayı çakarken…

İlk yarının analizini yapmak gerekirse: Van Gaal’in zaman içinde kendisini çok geliştirdiğini fark ettim. Çıkardığı kadro ve oynattığı oyun, Newcastle’ın ekmeğine yağ sürdü adeta. Savunmada 3 oyuncu oynatan Hollandalı, kadronun geri kalanını daha çok ofansif oyunculardan kurdu. Üçlü savunmada da stoper özelliği olan sadece Nadal’dı. Sergi sol bek, Reiziger de sağ bek özelliğinde oyunculardı. Bu iki bek oyuncusunun tecrübesi ve hızıyla savunma açıklarını kapatacağını düşünmüş olmalı kurt hoca ama evdeki hesap sahaya uymadı. Bu kararındaki hata yetmezmiş gibi, Nadal da Asprilla karşısında başarılı olamayınca, Barcelona savunması çaresiz kaldı. Bunların dışında, savunmanın önünde oynayan Celades de, savaşçı bir oyuncu olmaktan ziyade oyunu iyi okuyabilen, teknik yanı daha ağır basan bir oyuncuydu. Dolayısıyla Celades’in de savunmaya önemli bir katkısı olduğu söylenemezdi. Savunma yanlışları burada da bitmedi. Sol kanatta yer alan Amunike hiçbir pozisyonda geriye gelmemiş, Sergi’yi Newcastle’ın en hızlı oyuncularından olan Gillespie ile baş başa bırakmıştı. Takım savunması o kadar kötü durumdaydı ki, Rivaldo birkaç kez yerden kayarak top kapmaya çalışmak zorunda kalmıştı. Amunike’nin soldaki yokluğu, Rivaldo’nun daha çok geriye gelmesine yol açmıştı. Bunlar sadece savunmadaki sorunlardı. Hücumda da bir türlü üstediği oyunu oynamayı başaramadı Barcelona. Bunda Newcastle’ın da payı büyüktü elbette. Dörtlü savunma üzerine düşeni başarıyla yaptı ilk yarı boyunca. Sağ ve sol bekler stoperlerin arkasında harika iş çıkardılar. Orta sahada tecrübesi ve oyun zekasıyla parlayan Batty, Lee ve Barnes Barcelona’nın ofansif kadrosuna karşı müthiş bir direnç gösterdi. Barcelona’nın harika kanat oyuncusu Figo her zaman 2 oyuncuyla karşılandı. Barnes sol kanatta daha çok vakit geçirmesine rağmen, oyun alanının daraldığı anlarda merkeze gelerek Batty ve Lee ile birlikte adeta bir duvar oluşturdu. Tüm bunların yanında özellikle Lee, sık sık ileriye çıkarak hücuma destek olmayı ihmal etmedi. Tüm bunların ışığında, 2. yarı işlerin nasıl değiştiğini görelim…

Barcelona 2. yarıya Amunike-Ciric değişikliğiyle başladı. Amunike’nin bıraktığı yere Figo geçerken, Ciric de sağ kanatta yerini aldı. Ancak Barcelona sol kanadındaki maden, henüz tükenmemişti. 49. dakikada müthiş sağ kanat Gillespie, kendi yarı sahasında slalomuna başladığında, karşısında gecenin şanssız ismi Sergi duruyordu. Hızıyla Sergi’yi geçen Gillespie, sağ çizgide ceza sahasına yakın bir bölgeden ortasını açtı. 2. golde olduğu gibi, altıpas içine giden top, iki Barcelona savunmacısı arasından yükselen Asprilla’nın kafasıyla buluştu ve skor 3-0 oldu. Asprilla’nın yükselişini görmeliydiniz! O gece kimse onu durduramazdı.

Bu golden hemen 1 dk sonra benzer bir pozisyon daha meydana geldi. Yine sağ kanattan Gillespie’nin ortasına Asprilla ön direkte vurdu fakat Hesp bu sefer gole izin vermedi. Bu dakikadan sonra Newcastle büyük bir hata yaparak iyice geriye çekildi ve İngiliz taraftarlar için gergin dakikalar başladı.

56. dakikada Barcelona hücumda da bir değişikliğe gitti. Etkisiz kalan Sonny Anderson yerine Fransız Dugarry oyuna girdi. Aynı zamanda, forvetin arkasında üçlü bir hücum gücü oluşturan Figo, Rivaldo ve L. Enrique daha hareketli oynamaya ve sık sık yer değiştirmeye başladı. İlk ciddi pozisyonu, 66. dakikada buldular. Köşe vuruşunda arkaya seken topu kontrol eden Nadal, topu yerden sektirerek güzel bir vuruş yaptı ama Shay Given topu kornere çalmayı başardı.

73. dakikada ise İspanyollar golü buldu. Rivaldo ceza sahasına sağ taraftan giren Figo’ya pası verdi. Figo da altıpas içine doğru yolladığı sert bir ortayla Luis Enrique’yi pozisyona soktu. Enrique’nin göğsüne çarpan topa Given’ın yapacağı pek fazla bir şey yoktu. Bu dakikadan sonra Rivaldo’nun oyuna hükmetmeye başladığını söyleyebilirim. Golden 2 dk sonra, sol kanatta Figo’dan topu alan Rivaldo, şık bir hareketle rakibin ekarte etti ve topu kalecinin soluna doğru sertçe yolladı. Kaleci Brezilya’nın şutunda gole izin vermedi.

78. dakikada bir kez daha Rivaldo ile gole yaklaştı İspanyol ekibi. Hızlı paslarla Newcastle savunmasını aşmaya çalışan Barcelona, Ciric’in pasıyla Rivaldo’yu ceza sahasının sağ çaprazında topla buluşturdu. Ünlü sol ayak köşeyi gördü ama Given yine başarılıydı. 2 dk sonra Brezilya’lının frikiği, Newcastle kalesini salladı. Biraz önce şut attığı yere yakın bir bölgeden serbest vuruş kullanan Rivaldo, bu kez kaleciyi geçmeyi başardı ancak direğe takıldı.

Barcelona baskısı sürse de, 2. gole ancak son dakikada ulaşabildiler. Köşe vuruşunda maçtaki tek hatasını yapan Given topu elinden kaçırmış, topu uzaklaştırmak isteyen Newcastle savunması da Figo’ya emanet etmişti. Figo da topu iğne deliğinden geçirircesine Newcastle ağlarına yollamayı başarmıştı. Ancak bu gol, Barcelona’nın yenilmesine engel olamamıştı.

O sezon Barcelona tarihinin en kötü Avrupa kupası performanslarından birisi gerçekleşti. Newcastle, PSV ve Dinamo Kiev’in olduğu grubu sonuncu tamamlayarak Avrupa kupalarına çok erken veda etti. Bu maçtan çok daha ağır 2 yenilgi aldı ki birisini Barcelona taraftarları uzun süre unutamamıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir