2 Şubat 1994 AC Milan-Parma Maçı

1993 yılı UEFA Süper Kupa mücadelesinin 2. ayağı olan bu maç, o sezon Avrupa’nın en büyüğünü belirlemişti. Bu maçtan 3 hafta önce Ennio Tardini’deki mücadele Milan’ın 1-0 üstünlüğüyle sona ermişti. Rövanşa Milano ekibi avantajlı çıkıyordu.

Parma 1993/94 kadrosu
Parma 1993/94 kadrosu
AC Milan 1993/94 kadrosu
AC Milan 1993/94 kadrosu

Sahaya çıkan kadrolar şu şekildeydi:

Milan: Rossi, Panucci, Baresi, Costacurta, Maldini, Albertini, Donadoni, Desailly, B. Laudrup, Massaro ve Papin.

Parma: Ballotta, Sensini, Benarrivo, Minotti, Matrecano, Di Chiara, Brolin, Pin, Crippa, Asprilla ve Zola.

Özellikle Milan’da bu maçta forma şansı bulamayanlardan süper bir takım daha çıkartılır desek yanılmış olmayız. İlk maçta oynayıp bu maçta olmayan Tassotti, Eranio ve Savicevic’in yanısıra Boban ve Simone de ilk 11’de kendine yer bulamamıştı.

Maçın ilk pozisyonunu 2. dakikada Milan buldu. Albertini’nin sağ kanattan kullandığı serbest vuruşta Laudrup topa kafa vurmayı başarmış fakat kaleciyi geçememişti. Parma adına ilk önemli pozisyon ise Asprilla’nın ayağından geliyordu. Hızıyla rahatlıkla Milan ceza sahasına giren Asprilla, topu koştuğu yönün tersine yollayarak kaleci Rossi’yi avlamak istedi fakat top direği yalayarak dışarıya çıktı. Rossi’nin müdahalesi var gibi gözükse de hakem aut kararı verdi. Bu pozisyon, Asprilla’nın bu kadar rahat Milan savunmasına girebildiği son pozisyon oldu.

Milan 2. tehlikesini yine bir duran topta buldu. Sağdan açılan ortaya arka direkte Desailly kafa vuruşuyla cevap verdi ama top üstten dışarı çıktı.

20. dakikada Parma köşe vuruşu kullandı ve kaptan Minotti topu ağlara gönderdi. Ancak hakem golü geçersiz saydı çünkü Minotti topu eliyle ağlara yollamıştı. Her ne kadar bunu isteyerek yapmadığını söylese de, hakemden sarı kart görmekten kurtulamadı.

30. dakikada Parma yine çok etkili geldi. Asprilla’dan topu alan Gianfranco Zola, ceza sahası yan çizgisi üzerinde Maldini’yi önce karşısına aldı, daha sonra harika bir çalımla onu ekarte etmeyi başardı. Sol ayağıyla içeriye sertçe yolladığı top Rossi’nin elinden ve Panucci’den sektikten sonra Asprilla’nın önüne düştü ama Costacurta’nın da müthiş savunması yüzünden Asprilla topu ağlara yollamayı başaramadı. Asprilla ayarında bir oyuncunun kaçırmaması gereken bir pozisyondu.

Bundan 3-4 dakika sonra Zola yine sahneye çıktı ve müthiş bir dokunuşla Brolin’in savunmanın arkasına kaçırıp kaleciyle çaprazdan karşı karşıya kalmasını sağladı. İsveçli golcü ise, sol ayağıyla öyle kötü bir vuruş yaptı ki, top Rossi’nin üzerinden auta çıktı. Milanlılar derin bir oh çekmiş olmalı bu pozisyonlardan sonra.

Bu pozisyonlardan sonra toparlaması gerektiğini anlayan Milan, Massaro ile gole yaklaştı. Desailly’nin harika görüşü ve pasıyla savunmanın arkasına sarkan Massaro, dar açıdan kaleyi görmüş ancak Ballotta şutu engellemeyi başarmıştı. Kaleciden dönen topu büyük bir hırsla yeniden alan Massaro, rakibine çalımı basmış ve daha uygun bir açı yakalayarak şutunu çekmişti. Ancak bu şut da Ballotta’yı aşmasına yetmemişti. Bundan 2 dk sonra rüzgarın Danimarkalı oğlu Laudrup sahneye müthiş bir slalomla çıkıyordu. Orta sahadan aldığı topla hızla ilerlemiş ve ceza sahası önüne geldiğinde sol ayağıyla sert bir şut çekmişti. Ancak Ballotta iyi günündeydi. Maç sırasında 30 yaşında olan ve çeşitli takımlarda dolaştıktan sonra 44 yaşına kadar Lazio forması giyecek olan Ballotta günün en iyi isimlerinden birisiydi.

İlk yarı biterken maçın kısa bir analizini yapmak gerekirse: Parma, klasik Nevio Scala taktiğiyle sahadaydı. 3lü savunma (Sensini, Minotti ve Matrecano) ve iki hücum bek (sağda Benarrivo, solda Di Chiara) ile geride yerleşen Parma, orta sahanın merkezinde 3 isme (solda Crippa, sağda Brolin ve ortada Pin) yer vermişti. Pin biraz daha geride kalırken, Crippa ve Brolin ileriye daha çok çıkan oyunculardı. Bu üçlünün içinde en serbest oynayanı Brolin idi. İleride sarkık forvet gibi oynayan Zola ile yırtıcı santrafor Asprilla yer alıyordu. Brolin bu ikilinin arasına girmeye çalışırken, genel olarak Milan savunması arasında boşluk bulmaya çalışıyorlardı. Milan tarafında ise, klasik 4-4-2 benzeri bir diziliş görülüyordu. Savunma dörtlüsünde sağda Panuci, solda Maldini hücuma destek olmaya çalışırken, ortada Baresi-Costacurta ikilisi yer alıyordu. Onların önünde Capello’nun çok sevdiği 2 defansif orta saha rolünü Desailly ve Albertini paylaşıyordu. İleride sol kanatta Donadoni, sağda ise Laudrup vardı. Donadoni çizgiye daha yakın oynuyorken, Laudrup içe kat ederek kimi zaman forveti üçlüyordu. Forvette ise, Papin ve Massaro oynuyordu. Massaro daha hareketliyken, Papin ceza sahası etrafında golü koklayan isim rolündeydi (bu maçta pek başarılı olduğu söylenemez. Belki de takımın en kötü oyuncusuydu).

2. yarının en önemli pozisyonunu 52. dakikada Laudrup ile Milan yakaladı. İlk yarıda Massaro’yu benzer bir pozisyonda topla buluşturan Desailly, bu sefer topu Laudrup’un koşu yoluna atmıştı. Topu alıp hızla kaleye yönelen Danimarkalı, kalesini zamanında terk eden Ballotta’yı geçemiyordu. Kaleciden dönen topu Massaro tamamlamak istemiş ama o da Ballotta’ya takılmıştı.

65. dakikaya gider önemli bir pozisyon izleme şansımız olmadı. Ama ilk yarıya göre daha derli toplu görünen taraf Milan’dı. Ne yazık ki golü de kalesinde gören taraf onlar olacaktı. 68. dakikada kazanılan serbest vuruşta topun başına Zola geçmişti. Maradona’dan frikik atmayı öğrenmiş Zola, yaklaşık 30 metreden öyle bir vuruş yapmıştı ki Milan kalesi uzun süre sallanmak zorunda kalmıştı. Top direkten döndükten sonra meydana gelen hava topu mücadelesini Benarrivo kazanmış, altıpasta yerini alan Sensini’nin önüne topu atmayı başarmıştı. Sensini de gelişine şık bir voleyle takımını 1-0 öne geçirmişti.

75. dakikada Parma neredeyse 2. golünü atıyordu. Soldan Di Chiara’nın ön direğe yaptığı güzel ortaya Brolin yükselerek vurmuş, kaleci Rossi’yi geçen top yan direkten dönmüştü. Eminim bu pozisyon sırasında Milanlıların yüreği ağzına gelmiştir.

Bu andan sonra oyun dengelendi. Her iki takım da kalecileri zorlama konusunda pek başarılı olamadı. Maçın son anlarına doğru Papin ilk kez bir fırsat yakaladı fakat sert vurmasına rağmen topu Ballotta’nın tam kucağına gönderdi.

Maç 1-0 bitince, ilk maçtaki sonuç tekrarlanmış ve uzatmaya gidilmiş oldu. Uzatmaların başında Milan tehlikeli bir yerden frikik kazanmıştı fakat Panucci’nin zayıf vuruşu, takımını golden etmişti.

95. dakikada ise kupayı getiren gol atılıyordu. Sağdan maç boyu ileriye çıkan Benarrivo, bir kez daha rakibi Maldini’yle yüzleşiyordu. Ancak usta savunmacı bu kez hata yapınca, top Benarrivo’da kalmıştı. Benarrivo’dan topu alan Asprilla, topu tekrar Benarrivo’ya vermiş, o da daha uygun durumdaki Crippa’yı görmüştü. Penaltı noktasında topla buluşan eski Napolili Crippa, kaleci Rossi’yi ters köşeye yatırarak takımına kupayı getiren golü atıyordu.

İtalyan futbolunun zirvede olduğu günlerden bir maçtı bu. Parma bu sezon, son şampiyonu olarak katıldığı Kupa Galipleri Kupasında finali Arsenal’e kaybederken, Milan da Şampiyonlar ligi finalinde Barcelona’ya futbol dersi veriyordu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir