7 Nisan 2004 Deportivo La Coruna-AC Milan Maçı

Son Avrupa şampiyonu Milan, müthiş bir avantajla Deportivo deplasmanına konuk olmuştu. Aranızda mucizelere inanmayan var mı? Bence bu maçı izlemelisiniz…

2003/04 Şampiyonlar Ligi sezonunda, 2 Akdeniz temsilcisi arasında müthiş bir çeyrek final mücadelesi yaşandı. 2. turda Juventus’u 2 sahada da gol dahi yemeden eleyen Deportivo, çeyrek finalde bir başka İtalyan devine, Milan’a rakip olmuştu. 2 hafta önce, İtalya’da oynanmış olan ilk maçta, son Avrupa şampiyonu, Deportivo’yu 4-1 mağlup etmişti. Kaka’nın ilk yarının sonunda bulduğu gole, 2. yarının ilk 8 dakikasında 3 gol daha eklenince, maçta 1-0 öne geçmeyi başaran Deportivo, kendisini 4-1 mağlup bulmuştu maçın sonunda. Bu sonuç, ligde de iyi giden Milan’ın Avrupa şampiyonu ünvanını koruyacağına dair olan görüşleri güçlendirmişti.

2. maç öncesi Deportivo’ya şans verenlerin sayısı oldukça azdı. Fakat, ilk maçta 2. yarıdaki Milan üstünlüğünü saymazsak, Deportivo’nun oyunu da umut veriyordu. İlk yarıyı baz aldığımızda, topla iyi oynayan, Milan’la başabaş mücadele eden bir Deportivo görmüştük. Ayrıca, uzun süredir İspanya gibi kaliteli bir ligde başa oynayan bir takımdı.

Rövanş maçına takımlar şu kadrolarla çıktı:

Deportivo La Coruna: Molina, Manuel Pablo, Enrique Romero, Naybet, Jorge Andrade, Mauro Silva, Sergio, Victor, Alberto Luque, Valeron ve Pandiani. (TD: Javier Irureta)

Milan: Dida, Cafu, Pancaro, Nesta, Maldini, Pirlo, Seedorf, Kaka, Gattuso, Tomasson ve Shevchenko. (TD: Carlo Ancelotti)

Eskiden olsa, 4-1 gibi bir sonucun ardından, İtalyan takımları tek forvetle oynar, oyunu kendi yarı sahasında kabullenip istediği sonucu almaya çalışırdı. Ancak, Milan maça 2 forvetle çıkmış ve hiç değilse deplasman golü bulmuş Deportivo’ya karşılık vermek istiyordu. Maçın ilk dakikalarında Cafu sağ kanattan görmeye alışkın olduğumuz çıkışlarından birini yapmış, İspanyol sol bek Romero’yu geçip topu Shevchenko ile buluşturmuştu. Ukraynalı golcü, Andrade’nin müdahalesine rağmen şutunu atmayı başarmış fakat top direğin biraz üstünden auta çıkmıştı. Tomasson ile gole bir kez daha yaklaşan İtalyanlar, bu sefer de iyi yer tutmuş Molina’yı geçememişti.

Deportivo, ilk dakikalardaki tutukluğunu üzerinden atmış, ilk önemli atağında biraz önce Cafu tarafından geçilmiş olan Romero, kalitesini Brezilyalı savunmacıyı benzer bir şekilde geçerek göstermişti. Walter Pandiani, sol kanattan gelen topu ceza sahası içinde alıp kontrol ettikten sonra, karşısındaki Maldini’yi oyundan düşürmüş ve güçlü olan sol ayağıyla topu kaleci Dida’nın solundan ağlara yollamıştı. Golden sonra Deportivo ataklarına devam ediyordu. Ceza sahasınının dışında, kaleyi sağ çaprazdan gören bir yerden Valeron’un çektiği şut, Dida’yı yanıltmasına rağmen direğin dışına çarpıp golle sonuçlanmamıştı.

İlk maçın kahramanlarından Kaka, golden sonra takımı adına önemli bir pozisyon bulmuştu. Hızı sayesinde birlikte koştuğu savunma oyuncusunu geride bıraktıktan sonra, kaleci Molina ile karşı karşıya kalmıştı. Fakat bu gece işler ilk maçtaki gibi gitmiyordu. Molina’ya da bir vücut hareketiyle çalım atmaya çalışmış, tam gollük şutunu atarken Molina son bir hamleyle pozisyonun gol olmasına engel olmuştu.

Deportivo’da usta sağ ayak Valeron, geceyi Milan için kabusa çevirmeye niyetliydi. İki önemli pozisyonda Dida’yı çok zor pozisyonlara sokmuş ancak ikisinde de Dida gole izin vermemişti. Ancak 35. dakikada gülen isim Valeron olmuştu. Soldan Luque’nin açtığı sert ortada Dida hatalı bir çıkış yapmış ve altıpas içinde Valeron’un bomboş durumda yaptığı kafa vuruşuyla topu ağlara yollamasına sebep olmuştu.

İlk yarının son dakikasında, ceza sahası dışında, kaleyi soldan gören bir noktada topla buluşan Luque, hızının da yardımıyla savunma oyuncularının yanından geçerek ceza sahasına girmişti. Öylesine sert ve ulaşılmaz bir yere vurmuştu ki, Dida çaresiz bir şekilde golü izlemekte yetinmişti.

İlk yarı skoruna göre, Deportivo Milan’ın fişini çekmişti ama maç henüz bitmemişti. Birçoklarına göre bu skor bir mucizeydi. Bu koşullar altında, morali bozuk Milan’ın en az 1 gol atması ve daha fazla yememesi gerekiyordu. Fakat maçın ilk dakikaları hariç, oyunun kontrolü tamamen Depor’un elindeydi. İlk maçın aksine, İspanyollar maça çok iyi hazırlanmış ve sahada verilen taktiği başarıyla yerine getirmişti.

Kendi taraftarı önünde ne kadar güçlü göründüyse, İspanya’da da bir o kadar zayıf duruma düşmüştü Milan. En önemli fırsatı, maçın son dakikalarına doğru Tomasson ile bulan Milan, Danimarkalı oyuncunun acele etmesi ve kötü bir şut atmasıyla bu şansı da değerlendirememiş oldu. Tomasson’un yerine Inzaghi’nin girmesi de Milan’a yaramamıştı. Öte yanda, Deportivo’da da Victor Tomasson’un kaderini paylaşmış, boş durumdayken topu kalenin üstünden auta atmıştı. Valeron ile bir kez daha gole yaklaşmışlar ancak erken davranan Dida, topu Valeron’dan önce almayı başarmıştı.

76. dakikada, turu perçinleyen gol gelmişti. Sağ kanattan ceza sahasının sol bölgesine doğru gelen topu göğsüyle kontrol edip önüne alan Fran, sert bir şut çekmişti. Cafu’ya da çarpan top kaleci Dida’yı bir kez daha çaresiz bırakınca, Depor 4-0 öne geçmiş oldu.

Bu müthiş skora rağmen, Milan’ın az da olsa umudu vardı. Hiç değilse 1 gol atıp maçı uzatmaya götürmek amacındaydılar. Bu dakikalarda Portekizli yıldız Rui Costa sahneye çıkmış ve neredeyse 30 metreden attığı şutta, kaleci Molina inanılmaz bir refleksle topu çıkarmayı başarmıştı. Daha sonra Serginho ve Inzaghi ile pozisyonlar bulan Milan, kaleci Molina’yı geçememişti.

Maç 4-0 Deportivo’nun üstünlüğüyle sona ermişti. 2 hafta önce neredeyse turu geçeceklerinden emin olan Milanlı oyuncular, şu anda elenmenin şaşkınlığını yaşıyordu.

Sezon boyunca ligde sadece 2 kez yenilmiş olan Milan, lig zaferine ulaşırken, Deportivo da şampiyonlar liginde Mourinho’nun Porto’suna tek gollük bir yenilgiyle elenmişti.

Maçın oyuncusuna gelirsek, her ne kadar Deportivo takım olarak çok iyi oynamış olsa da, maçı gol yemeden bitirdikleri için Molina’nın gecenin en iyi ismi olduğu düşüncesindeyim.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir