24 Mart 2004 Real Madrid-AS Monaco Maçı

Los Galacticos, belki de Şampiyonlar Ligi tarihinin en tuhaf sezonunda Monaco ile eşleşmişti. Önemsiz gibi görünen bir gol, iki takımın kaderini belirleyecekti…

2003/04 Şampiyonlar ligi sezonu çeyrek final ilk maçında Real Madrid ile Monaco, İspanya’da karşı karşıya geldi. 2. turda Alman devi Bayern’i eleyen Real, Rus ekibi Lokomotiv Moskova’yı eleyen Monaco ile eşleşmişti. Takımların sahaya çıkan kadroları şu şekildeydi:

Real Madrid: Casillas, Michel Salgado, Ivan Helguera, Raul Bravo, Alvaro Mejia, Guti, David Beckham, Zinedine Zidane, Luis Figo, Raul ve Ronaldo (TD: Carlos Queiroz)

Monaco: Flavio Roma, Patrice Evra, Sebastien Squillaci, Julien Rodriguez, Gael Givet, Lucas Bernardi, Edouard Cisse, Akis Zikos, Jerome Rothen, Ludovic Giuly ve Fernando Morientes (TD: Didier Deschamps)

Maçın ilk önemli pozisyonu Real Madrid tarafından geldi. Sol çizgiden Zidane’ın açtığı ortaya, altıpas üzerinde Raul kafa vuruşuyla cevap verdi ancak top kalenin biraz üstinden auta çıktı. 15. dakikada ise Monaco gole yaklaşan taraf oldu. Kaleci Roma’nın degajı, Morientes’in kafasıyla buluştu, İspanyol forvetin vuruşuyla da top savunmanın arkasına sarkmayı başaran Giuly’nin ayağına geldi. Helguera’nın topa müdahale edememesiyle kaleci Casillas ile karşı karşıya kalan Giuly, topu kalecinin yanından ağlara yollamak üzereyken imdada hızır gibi yetişen Salgado gol olmadan topu uzaklaştırmayı başardı.
20. dakika sonunda, topla oynama oranı %60-40 Real lehineydi. Real Madrid hücumda topla oynama konusunda sıkıntı yaşamıyordu ancak savunması hücumu kadar kaliteli değildi ve Monaco’nun Giuly ve Rothen gibi ayakları İspanyol ekibi için tehlike yaratıyordu. 28. dakikada sakatlanan Raul Bravo yerine Francisco Pavon girdi. Böylece Mejia sol beke geçerken, Pavon da stoperdeki yerini aldı. Hierro’nun ve Makelele’nin gidişinden sonra Real savunması büyük güç kaybetmişti. Sonraki yıllar bu ikilinin yerine birçok oyuncu gelecek ama onların yerini doldurmayı başaramayacaktı. Makelele’nin yokluğunda, Cambiasso da yedek kulübesinde oturunca, Real orta sahası 2 hücum ayağına, Guti ve Beckham’a emanet olmuştu. İki oyuncu da topu çok iyi idare ediyordu ancak iş savunmaya gelince, üstelik ileride Raul’u hariç tutarsak, savunmaya hiç yardımcı olmayan 3 hücum oyuncusu olduğunu da düşünürsek, Real’in gardı çok zayıflıyordu. Monaco da bu durumu lehine kullanmaya çalışarak gol bulma peşindeydi.
Pavon girdikten 1 dk sonra, Monaco önemli bir fırsatı daha harcadı. Yakaladıkları ani atakta, Rothen, rakip yarı sahaya girmiş, önünde boş durumda Morientes olmasna rağmen, o pas vermek yerine topu sürmeyi tercih etmişti. Sonunda ceza sahası dışından attığı zayıf şut, kaleci Casillas’ın ellerinde sonuçlanmıştı.
33. dakikada, Real’in ilk yarıdaki en iyi ismi Figo sahneye çıktı. 2 Monacoluyu sağ kanatta karşısına alan Portekizli yıldız, müthiş vücut çalımlarıyla kendisine orta açma fırsatını yarattı. Açtığı orta, kalenin önünde Ronaldo’nun kafasıyla buluştu fakat Brezilyalı isim, kendisine hiç yakışmayacak bir kafa vuruşuyla %100’lük gol fırsatını değerlendiremedi.
1 dk sonra Zidane, Figo’nun çabuk kullandığı serbest vuruşta topu önüne aldı, ceza sahasına girmeden yerden sert bir vuruşla topu kaleye gönderdi ancak top aynı hızla direkten sahaya geri döndü.
42. dakikada Monaco’nun en etkili ismi Giuly, Zidane’dan kaptığı topla müthiş bir slaloma başladı. Owen’ın 98’de Arjantin’e attığı golün bir benzerini atmak üzereydi ki Casillas Fransız oyuncunun vuruş açısını iyi kapattığı için topu kornere çelmeyi başarmıştı. Kullanılan köşe vuruşunda top diğer kanada kadar gitmişti. Cisse’nin kafa vuruşuyla tekrar tehlikeli bölgeye gelen top, Giuly’nin ayağından kale önündeki Squillaci’ye gelmişti. Oluşan karambolden yararlanan savunma oyuncusu, topu Casillas’ın yanından ağlara yollamayı başarmıştı. Bu golle, ilk yarı Monaco’nun 1-0 üstünlüğüyle sona erdi.
2. yarının ilk pozisyonu yine İspanyol ekibinden geldi. Ceza sahasına sağdan girerken Salgado düşürüldü. Kazanılan serbest vuruşta Beckham topu arka direkte kendini unutturan Raul’un kafasına gönderdi. Raul da vuruşu kalecinin üzerine doğru yapınca, Roma topu kornere çelmeyi başardı. Soldan kullanılan kornerde, Beckham topu kale önüne, altıpas içine kesti. Oluşan karambolde, maç boyunca Roma’nın yaptığı belki de tek hata, Monaco’nun golü yemesine sebep oldu. Roma boşa çıkınca, karambolde Pavon’a çarpan top çizgiyi geçti ve Real beraberlik golünü buldu.
2. yarıda Figo daha çok sol kanatta topla buluşmaya başladı. Onun sağda bıraktığı yere ileriye katılmayı seven Salgado ile orta sahadan ara sıra kanada kayan Beckham yerleşti. Zidane da sol kanattan çıkıp daha serbest oynamaya başladı. Bu taktik değişiklik, Real’in oyununa da yansıdı.
58. dakikada Ronaldo güzel bir vuruşla gole yaklaştı. Guti, ceza sahası çizgisi üzerinde, kaleyi biraz soldan gören bir noktada bulunan Ronaldo’ya havadan harika bir pas attı. Topun önüne geçmesini bekleyen Ronaldo, yüzünü kaleye döner dönmez sol ayağıyla güzel bir şut çıkardı fakat köşeye giden topu kaleci Roma başarılı bir refleksle kornere yolladı.
65. dakikada yine Guti’nin ayağından bir tehlike yarattı Real Madrid Monaco kalesinde. Ceza sahasını karşıdan gören bir yerden Guti, sağ tarafta boş durumdaki Beckham’ı topla buluşturdu. Topu kontrol edip şut pozisyonu bulan İngiliz yıldız, kendisinden beklenmeyecek bir vuruşla topu kalenin üstünden dışarı yolladı.
2. yarıda Real’in taktik değişikliği Monaco’yu daha da kendi sahasına kapatmasına rağmen, Realli hücumcuların geriye dönmekte zorlanması, Monaco için hala bir avantaj oluşturuyordu. Biraz da Monacolu oyuncuların beceriksizliği yüzünden, bu dakikaları gol yemeden geçirmeyi başardı İspanyol ekibi.
67. dakikaya geldiğimizde, Zidane ceza sahası içinde düşürüldü ancak hakem Lubos Michel penaltı kararı vermedi. Birkaç dakika sonra, Figo’dan topu alan Guti, 2. yarıda sık sık yaptığını tekrarladı ve boş durumdaki arkadaşına harika bir pas daha attı. Bu sefer topla buluşan, sol kanatta boş kalan Zidane oldu. Ceza sahasına topla birlikte giren yıldız oyuncu, sağındaki Figo’ya pasını verdi. Figo, kalecinin üzerine doğu sert bir şut attı, Roma bunu çıkarmayı başarsa da, top Zidane’ın önüne düştü ve adeta iğne deliğinden geçirerek topu ağlara yollamayı başardı futbolun büyük ustası.
76. dakikada, ceza sahasına şık çalımlarla giren Ronaldo, rakibini geçmek üzereyken yapılan müdahaleyle yerde kaldı ve Michel bu kez penaltı noktasını gösterdi. Ronaldo’nun rakibin başını döndüren ayak hareketleri, bir penaltıya mal olmuştu. Topun başına geçen Figo, penaltıda köşeyi tutturan Roma’nın üzerine atınca topu, kaleci tek eliyle de olsa penaltıyı önledi fakat dönen topu kafasıyla boş kaleye yollayan yıldız oyuncu, takımını 3-1 öne geçirdi.
81. dakikada sağda Salgado ile başlayan atakta, ceza sahası önünde topla buluşan Zidane, solunda ceza sahası çizgisi üzerinde bekleyen Ronaldo’yu gördü. Topu alan Ronaldo, ceza sahasına girer girmez sol ayağıyla kalecinin yanından topu ağlara yollamayı başardı. Real üstün oynadığı maçta bu golle 4-1 öne geçmişti.
Real Madridli taraftarlar önde olmanın mutluluğunu yaşarken, eski bir dost, onların sevincine az da olsa gölge düşürecekti. Golden 2 dakika sonra, sağ kanatta topla buluşan Rothen, penaltı noktasına doğru ortasını açtı ve iyi yükselen Morientes, Casillas’ın kollarının arasından topu ağlara yolladı. Sezon başı Monaco’ya kiralık yollanan İspanyol golcü, Madrid’de yıllarca forma giydiği takımına karşı golünü atmış oldu.
Maç bu sonuçla tamamlanırken, rövanş maçında Fransa’da Madridlilerin hiç beklemediği bir sonuç meydana gelecekti. Monaco’da maçı 3-1 kazanan Fransız ekibi, belki de Morientes’in Madrid’de attığı gol sayesinde turu geçen taraf olacaktı. Unutmadan ekleyeyim, Morientes Fransa’daki maçta da bir gol atacaktı.
O sezon, Monaco, finalde “özel birinin” Porto’suna 3-0 mağlup olurken, Real de ligde son 7 maçta aldığı 6 mağlubiyet yüzünden (arada sadece bir Atletico Madrid galibiyeti var) ligi 4. sırada bitirecekti.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir